Boşanma Davası ile ilgilimerak ettikleriniz

Maliye
Forum kuralları
* Forumlarda T.C. Yasalarına aykırı konu açmak ve konulara yazmaz,
* Genel ahlaka aykırı yazılar yazmak, resim-video ve çeşitli medyalar eklemek,
* Küfür ve aşağılama içeren yazılar yazmak,
* Dil, Din, Irk ve Mezhep ayrımı yapmak, kışkırtmak veya bunlara zemin oluşturmak,
* Ahlaki, Tarihi, Örfi ve Kültürel yapımıza aykırı konu başlatmak, konularda yazmak ve yayınlamak,
* Hangi nedenle olursa olsun Siyasi konularda başlık açmak, açılmışsa başlık altına yazmak; başka bir konu altında Siyasi konulara girmek, Siyasi tartışmalar başlatmak, başka konuları Siyasi tartışma malzemesi haline getirmek;
Forum ortamının sıhhati açısından Yasaktır. Bu kurallara uymayanlar hiçbir uyarı verilmeksizin Forumdan Uzaklaştırılacaklardır
Cevapla
Zek Asakura
Mesajlar: 187
Yaş: 26
Kayıt: 06 Haz, 18:14
Yaşadığınız İl: 45 Manisa
Konum: Aklının almadığı yerdeyim,okuldan alınmayan belgeyim
Teşekkür etti: 10 kez
Teşekkür edildi: 9 kez

Boşanma Davası ile ilgilimerak ettikleriniz

Okunmamış mesaj gönderen Zek Asakura » 23 Haz, 11:38

1. Boşanma davası hangi
mahkemede açılır? Boşanma davası, eşlerden herhangi
birinin ikametgahının bulunduğu yer
Aile Mahkemesinde, müstakil aile
mahkemesi bulunmayan yerlerde ise
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. 2. Boşanma davasını hangi tarafın
açtığı önemli midir? Hayır önemli değildir, davanın
seyrine olumlu ya da olumsuz hiçbir
etkisi olmaz. Önemli olan iddiaların
ispatıdır. 3. Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli
boşanmanın farkı nedir? Anlaşmalı
boşanma hangi hallerde
mümkündür?
Anlaşmalı boşanma, adından da
anlaşılacağı üzere eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları
hakkında (Tazminat, nafaka, velayet,
eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya
varmaları, bu doğrultuda bir
protokol hazırlamaları ve yine bu
doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile
mümkündür. 1 yılını doldurmamış
evliliklerde anlaşmalı boşanma
mümkün değildir. Çekişmeli boşanma ise, tarafların
boşanma ya da boşanmanın mali
sonuçlarında anlaşmaya
varamamaları halinde ya da 1 yılını
doldurmayan evliliklerde söz
konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle
yükümlüdür. Boşanma davalarında
en önemli delil tanık/şahit delilidir.
Tanıkların yakın akraba olması,
yaşının küçük olması tanıklıklarının
kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık
beyanlarını değerlendirecek olan
hakimin kanaatidir. 4. Boşanma davaları ne kadar
sürede biter? Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı
olmamakla, süreç mahkemelerin iş
yoğunluğuna ve dosyadaki delil
durumuna göre değişmekle birlikte,
genel olarak anlaşmalı boşanma tek
celsede; çekişmeli boşanma ise en iyi ihtimalle 5-6 celsede
tamamlanabilmektedir. 5. Boşanma davasında vekilimin/
avukatımın olması zorunlu mudur,
olmasının sonuca etkisi var mıdır? Hiçbir davada vekil tayin etme
zorunluluğu yoktur, kişiler
avukatları olmaksızın dava ve işlerini
takip edebilirler. Ancak elbette
davayı avukat ile takip etmenin -
özellikle yargılama usulü açısından- önemi büyüktür. ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİNE
DAYALI BOŞANMA
DAVALARIMK.166/1) VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166.- Evlilik birliği, ortak
hayatı sürdürmeleri kendilerinden
beklenmeyecek derecede
temelinden sarsılmış olursa, eşlerden
her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde,
davacının kusuru daha ağır ise,
davalının açılan davaya itiraz hakkı
vardır. Bununla beraber bu itiraz,
hakkın kötüye kullanılması
niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar
bakımından korunmaya değer bir
yarar kalmamışsa boşanmaya karar
verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin
birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi
hâlinde, evlilik birliği temelinden
sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma
kararı verilebilmesi için, hâkimin
tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin
serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî
sonuçları ile çocukların durumu
hususunda taraflarca kabul edilecek
düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Hâkim, tarafların ve çocukların
menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü
değişiklikleri yapabilir. Bu
değişikliklerin taraflarca da kabulü
hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu
hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi
bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi
biriyle açılmış bulunan davanın
reddine karar verilmesi ve bu kararın
kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl
geçmesi hâlinde, her ne sebeple
olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği
temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden
birinin istemi üzerine boşanmaya
karar verilir. - Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve
olaylar bulunmadıkça akrabalık ve
arkadaşlık tanık beyanını değerden
düşürecek bir sebeb kabul edilemez.
Asıl olan tanığın doğru söylediğinin
kabulü gerekir. (HUMK 254) - Evlilik birliği müşterek hayatı
sürdürmeleri kendilerinden
beklenmeyecek derecede
temelinden sarsılmış olursa eşlerden
birisi boşanma davası açabilir. - Tamamıyla kusurlu olan eşin dava
açma hakkı yoktur. Ancak az
kusurlu olan eşin bu hakkı vardır. - Uygulama da sık sık maalesef
kocasına karşı vefalı ve sadık olan eş
Şu trajik olaylarla karşılaşmaktadır :
Örneğin zengin olan koca (özellikle
orta ve üzeri yaşta olanlar)
malvarlığına güvenerek karısını aldatmaya başlamış ve kendisine bir
sevgili bulmakta ve bir fırsatını bulup
karısını boşamak istemektedir.Karısı
ise evine ve kocasına karşı üzerine
düşen görevi yapmaktadır . Bu
durumda karısından en kısa sürede kurtulmak ! isteyen vefasız koca tam
kusurlu olduğu için açmış olduğu -ki
genellikle vekil aracılığı ile açılır-dava
bu durum öğrenildiği takdirde
hemen reddedilmelidir.(Örneğimiz
biraz Türk filmi gibi oldu J) - "Temelinden Sarsılma" Kavramını
dar olarak anlamamak gerekir.
Takdir hakkı kullanılırken eşlerin
sosyal ve ekonomik durumları,
yetişme koşulları,eğitim düzeyleri
v.b. nedenleri gözönüne almak gerekir. -Davacı iddiasını her türlü deli ile
ispat edebilir. Ancak Davacı tanık
deliline dayanmış ise Tanık
anlatımlarının olabildiğince somut,
görgüye dayalı ,inandırıcı ve açık
olmalıdır. Örneğin tanık, davacı eşin yüzünde ki yada vücudunda ki
morarma yada darp izini bizzat
görmeli, ağır küfür ve hakaret ifade
eden sözleri bizzat duymalıdır. Hangi sözler yada davranışlar evlilik
birliğinin temelinden sarsıldığına
(E.B.T.S.) kanıt olabilir ? *Eşlerin birbirine karşı söyledikleri
Ağır küfür ve hakaretler (Kavat ,
******** , **** , ağzına
sı....m,pislik ,sümüklü herif,
puşt,hırsız,sahtekar,sapık vb). sözler
evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına kanıt olabilir. Kocanın
sorumsuz olması karıya yukarıda ki
sözleri söyleme hakkı vermez. * Karı yada kocanın uzun süreli
cinsel yetersizlikleri (Kocanın , eşinin
kızlığını bozamamış olması E.B.T.S.
karinedir.) * Karı-kocanın aşırı sorumsuzluğu,
(içki ve kumar düşkünü olmak ,evin
zorunlu ihtiyacını almamak,iş imkanı
varken tembellikten dolayı
çalışmamak, Karının ise aşırı pis ve
pasaklı olması,düzenli yemek yapmaması,eşinin yada çocuklarının
çamaşırlarını yıkamaması vb.) * Kocanın eşini sürekli olarak
dövmesi ,sık sık tartışıp adliye yada
karakola başvurmaları. * Fiili ayrılık tek başına boşanma
nedeni olamaz. * Barışmadan önceki olaylar
affedilmiş sayılır, eğer eşler tekrar bir
araya gelmiş ve daha sonra da yine
anlaşamayarak dava açılmış ise bir
araya gelindikten önceki söz ve
eylemler kanıt olarak değerlendirilmez. * Dava şiddetli geçimsizlikten açılmış
ise daha sonra zina yada terk
nedeniyle boşanma kararı verilemez. * Tanıkların üçüncü kişilerden
aktardıkları sözler boşanmaya esas
alınamaz. * Tanıkların davacıdan naklen
aktardığı sözler de delil olarak
davaya esas alınamaz. * İhtar çekmekle koca önceki
olayları affetmiş sayılır. Bu nedenle
MK.164/1 maddesine dayanarak
dava açıldığında ihtardan önceki
eylem ve sözler aleyhe delil olamaz. * Dava açıldıktan sonra gelişen
olaylar bu davaya esas alınmaz. * Eşlerden birisinin hasta olması,
(sara,verem,kanser,Kan uyuşmazlığı,
kısırlık, aşırı göz hastalığı v.b.)
boşanma nedeni değildir. Akıl
hastalığı ve cinsel yetersizlik hariç.
Ancak hormon bozukluğu nedeni ile karının aşırı kıllı olması uzman hekim
raporu ile belgelenmiş ise boşanma
nedeni olabilir. Bu konu önemli
olmakla birlikte kesin bir çizgi ile
hastalığın boşanma nedeni sayılması
için sosyal ve çevresel faktörler göz önüne alınıp belirlenmelidir. * Kadının ,habersizce kocasının
cebinden para alması boşanma
nedenidir. * Dövme ve dayak ile ilgili ceza
davası sonucu beklenilmelidir.
Takipsizlik kararı verilmiş ise bu
dosya celbedilip mutlaka incelenmeli
ve doktor raporu var ve koca
tarafından dövüldüğü sabit ise boşanmaya karar verilmelidir. * Soyut olarak kadının çalışmak
istemesi başlı başına boşanma
nedeni olamaz. * İradi olmayan davranış
( Kloptamani) boşanma nedeni
olamaz. *Davacının(kocanın) ayrı evde
oturan ve arasıra ziyaretine gelen ve
bakıma muhtaç olan hasta annesine
davalının (karı) yardımda
bulunmaması boşanma sebebidir. * Eşlerden birisi aşırı cimri ise
boşanma nedenidir. ANLAŞMALI BOŞANMA (M.K.166/3) Şartları:
1- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı,
2- Eşlerin bizzat başvurması yada
eşlerden birisinin başvurması
halinde duruşmada diğer eşin kabul
etmesi, 3- Eşlerin bizzat dinlenmesi
4- Eşlerin boşanma irade ve
taleplerini hiç bir baskı ve etki altında
kalmadan serbest iradeleri ile
verdikleri konusunda hakim
üzerinde kesin bir kanaatını oluşması,
5- Mali konularda ve çocukların
velayeti konusunda eksiksiz ve
tereddütsüz olarak eşlerin anlaşması
halinde anlaşmalı boşanma
hükümlerine göre karar verilmelidir. Mali konular nelerdir?
1- Eş için Yoksulluk nafakası 2-
Çocuk var ise iştirak nafakası 3-
Tedbir nafakası 4- Maddi ve Manevi
Tazminat ,bu şartlardan birisi yada
ödeme şekli ve taksit miktarı üzerinde uyuşmazlık var ise dava
reddedilecektir. Yada MK.166/ 1-2
maddesine göre deliller toplanıp
sonucuna göre karar verilecektir. Taraflar mahkemeye anlaşma
metnini gösterir protokol sunmuş
iseler bu protokolün bizzat hakim
tarafından tasdik edilip hüküm
fıkrasında gösterilmesi gerekir.
Hakim anlaşma metninde özellikle çocuklar yada eşlerin açık ve
muhtemel mağduriyetini görebiliyor
ise değiştirebilir. Ancak tamamen
reddine karar veremez. Bir yılın altında ki evliliklerde dava
hemen reddedilmelidir. Zira Bu
sürenin hiç bir istisnası yoktur. Eşler davayı birlikte açabilecekleri
gibi birisi açarak daha sonra diğer eş
duruşmada boşanmak istediğini
söyleyebilir. Davalı eş başka bir şehirde ise ikamet
ettiği yer mahkemesine talimat
yazılıp hakim davalı eşi bizzat dinler
ise yine MK.166/3 maddesinde ki
şartlar oluşmuş sayılır. Önemli 1:Anlaşmalı boşanma
hükümleri davasında çoğu zaman
eşlerden birisi yurt dışında olup
Türkiye de bir avukata vekalet
vermekte ve dava vekili tarafından
açılmakta ,davalı eşte duruşmada davayı kabul etmektedir ki bu
durumda vekalete dayanarak
hakimin MK.166/3 maddesi
gereğince boşanma kararı vermesi
mümkün değildir. Zira yasa maddesi
incelendiğinde hakimin bizzat tarafları dinlemesi emredici hüküm
olarak istenilmektedir. Önemli 2: Yine uygulamada sık sık
karşımıza şu olaylar çıkmaktadır:
Ülkemizde ki yoğun işsizlik
nedeniyle vatandaşlarımız yurt dışına
gidip çalışmak amacıyla Türkiye de
eşinden boşanmak ve gitmek istediği ülke vatandaşı olan bayanla
5 yıl süre ile evlenmek , daha sonra
da tekrar bu yabancı uyruklu
eşinden de boşanıp oturma izni
aldıktan sonra eski eşiyle yeniden
evlenmek istediklerini beyan ederek anlaşmalı boşanma hükümlerine
göre bir anlamda formalite gereği
boşanma talep etmektedirler. Ben bu
tür boşanmalara " Anlaşmalı
anlaşmalı boşanma" diyorum. Bu
konuda Hakimin son derece dikkatli ve hassas olması gerekir. Bu
durumlarda çoğu zaman kadın,
kocasının geleceğe yönelik hayal ve
pembe rüyalara ilişkin telkin ve
sözlerinin etkisinde kalmakta ve
mevcut çocukların da velayetini kendi üzerine almakta ,ayrıca nafaka
ve tazminat gibi hiç bir talebi de
olmamaktadır. Maalesef koca
eşinden ayrıldıktan sonra yurt dışına
çıkar çıkmaz kendisini o ülkenin
cazibesine kaptırmakta ve ailesini unutup yüzüstü bırakmaktadır.
Kadının 1. Derecede yakınları da yok
ise ya çevrenin bakımına muhtaç
hale gelmekte yada hiç de arzu
edilmeyen işlerde çalışmaktadır.
Öncelikle hakimin; dilekçe de bu şekilde açık bir ifade var ise "
boşanma iradelerinde tarafların
samimi olmadığı" gerekçe
gösterilerek yasanın açık hükmü
karşısında davanın reddine karar
vermesi gerekir. Ancak çoğu zaman dilekçede böyle bir gerekçeye yer
verilmemekte, dava MK.166/3
maddesinde ki aranan şartlara
uygun olarak açılmaktadır. İşte
kadının ve çocukların geleceğini
teminat altına almak için kanımca hakim mutlaka protokole müdahale
etmeli ve çocuklar ve kadın için belli
miktarda nafakaya hükmetmelidir.
Zira hakim olayın niteliğine göre
"mekaniklikten" ve "katı usul
hukuku kurallarından" kurtulmalıdır. Kaldı ki özellikle yasa
maddesi, boşanma davalarında
hakime geniş takdir yetkisi
tanımaktadır.


Maliye Bölümü üzerine Ne tür Sorunuz varsa özel mesaj atın bildiğim kadarıyla cevaplarım ( en iyi bildiğim ders hukuk)


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Maliye” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir