KOMİK AMA GARİP

Moderatör: Sai

Forum kuralları
* Forumlarda T.C. Yasalarına aykırı konu açmak ve konulara yazmaz,
* Genel ahlaka aykırı yazılar yazmak, resim-video ve çeşitli medyalar eklemek,
* Küfür ve aşağılama içeren yazılar yazmak,
* Dil, Din, Irk ve Mezhep ayrımı yapmak, kışkırtmak veya bunlara zemin oluşturmak,
* Ahlaki, Tarihi, Örfi ve Kültürel yapımıza aykırı konu başlatmak, konularda yazmak ve yayınlamak,
* Hangi nedenle olursa olsun Siyasi konularda başlık açmak, açılmışsa başlık altına yazmak; başka bir konu altında Siyasi konulara girmek, Siyasi tartışmalar başlatmak, başka konuları Siyasi tartışma malzemesi haline getirmek;
Forum ortamının sıhhati açısından Yasaktır. Bu kurallara uymayanlar hiçbir uyarı verilmeksizin Forumdan Uzaklaştırılacaklardır
Cevapla
Kullanıcı avatarı
timelord
Mesajlar: 29
Yaş: 26
Kayıt: 14 Nis, 13:59

KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen timelord » 16 Nis, 12:34

ALINTIDIR
Müzikte uğursuz sayı
6 sayısı şeytanın sayısı olarak bilinir ama müzikte 9 sayısı uğursuz biliniyor. Besteci Gustav Mahler 1907 yılında 9.Senfonisi´ni bestelemişti ama tam o sırada bir kalp krizi geçirdi. Senfonisini henüz isimlendirmemişti, Beethoven, Dvorak, Schubert ve Bruckner 9.Senfonilerini yazdıktan hemen sonra ölmüşlerdi. Hatta Bruckner uğursuzluktan korkmuş ve senfonisine "No: 0" adını vermişti ama kurtulamadı. İki yıl sonra Mahler senfonisine "Entitle-İsimsiz" adını verdi ve galiba paçayı kurtardı çünkü bestelerine devam etti.

Sevgilimin haberi

"Yıllar önceydi, benden 12 yaş küçük bir kadına aşıktım, o da beni seviyordu. Ama başaramadık büyük bir kederle ayrılmak zorunda kaldık, acı içinde ama hiç ses çıkarmadan birbirimize ebediyen veda ettik. Çektiğim acıyı kelimelerle anlatmama imkan yok; ölümden beterdi. O sıralarda 30 km uzakta bulunan komşu kentteki üniversitede yardımcı profesör olarak çalışıyordum. Her sabah 7´de arabama biniyor, güney otobanından işe gidiyor ve aynı yoldan geri geliyordum. Bunu üç yıl boyunca her gün yaptım, aynı şekilde, hiç aksatmadan ve hiç değiştirmeden. O acı dolu ayrılığın ardından iki hafta geçmişti, bir başka profesöre yardımcı oluyordum. O sabah işe gitmeye hazırlanıyordum; sıkıntılı ve gergindim; kalbim öylesine kırıktı ki. Kahvemi içtim ve fincanı masaya bıraktım, dikkatim meslekdaşımın yazdıklarına yönelikti. Birden çok net bir ses duydum; bir kırılma sesiydi, masadaki fincan kırılmıştı, öylesine ve durduğu yerde. Neden öyle düşündüğümü bilmiyorum ama duygularım bunun bir sinyal, özel bir işaret olduğunu söylüyordu ve bundan emindim. Dışarı fırladım, arabama bindim ve otobana girdim, ne zaman fark ettiğimi hatırlamıyorum ters yöndeydim yani kuzey otobanındaydım, hipnotik bir etki altında 30 km. yol almıştım. Bu yoldan ilk kez gidiyordum; kendime geldiğimde 10 metre ötedeki kavşağı ve "dur" işaretini gördüm, son anda zorlukla durabildim eğer durmasaydım tam önümde duran ayrıldığım sevgilimin arabasına çarpacaktım. İnanılmazdı ama tam o anda, oradadaydı ve onu dinledim; "Senin üniversitede olduğunu biliyordum, buluşmamızın artık imkansız olduğunu da ama bunu kabullenmek çok zordu. Evdeydim ve çok canım sıkılıyordu; mutfağa oturdum ve kendime kahve yaptım; seni düşünüyordum. Birden bir ses duydum ve masadaki kahve fincanının kendi kendine kırıldığını gördüm. İçimden bir ses "şimdi" diyordu; fırladım, arabama bindim ve kendimi burada buldum, nasıl geldiğimi hatırlamıyorum ve sen buradasın. Sonu ve olacaklar ne olursa olsun, artık beraberiz..." Prof. Dr. Lenny Dean

En pahalı poster

Şakacı´nın sevecenliğini okudunuz ama bazen de çok acımasız olabiliyor. Korku filmlerinin unutulmaz oyuncusu Boris Karloff öldüğünde cebinde beş parası yoktu, filmlerinin kısa bir zaman sonra klasik olarak kabul edileceğini herhalde hiç düşünmemişti. Ama Kozmik Şakacı´nın oyunu daha da beterdi; ömrünce birkaç yüz doları birarada göremeyen Karloff´un iki ünlü filminin afişleri bugün yüzbinlerce dolar ediyor. 1 Mart 1997´de New York´da Sotheby´de Karloff´un "The Mummy/Mumya" filminin posteri 535.000 $´a, "Frankenstein" filminin afişi ise 1993´de 198.000 $´a satıldı. Bu listenin üçüncü sırasında, "King Kong"un ilk versiyonunun birarada üç afişi yer alıyor; afişler 1994´de tam 100.000 $´a satıldı.

Kör sürücüler

Kör oldukları belirlenen 40 kişinin, Sicilya´nın Palermo kentinde araba sürdükleri belirlendi. Sicilya´da yasaların çok sıkı olmaması bunun önemli bir nedeni, buna karşın kent yetkilileri Haziran ayında, üç kez ehliyet kontrolu yaptılar; şikayetlerde 40 körün emekli insanlar oldukları ve kentin en kalabalık caddelerinde araba kullandıkları söyleniyordu. Yapılan tüm araştırmalara ve takibata rağmen savcılık kimseyi yakalayamadı. Palermo Savcılığı´na hala kimliği belirsiz şikayetler gelmeye devam ediyor ve hala işin aslı anlaşılamadı.

Son kez evindeydi

Russell Hunter, St. Louis´deki bir gece kulübünde şarkı söylüyor, aynı zamanda da CBS Televizyonu´nda müzik aranjörü ve birçok müzikalin bestecisi. Hunter, 25 Ağustos 1996´da Denver´de 67 yaşında öldü, iki gün sonra 29 Ağustos´da Washington Post´da onunla ilgili alışılmadık bir haber çıktı. Hunter´ın evinde garip olaylar oluyordu; evde Hunter´ın hayaleti dolaşıyordu, evin yanına gidip pencereden bakanlar besteciyi görmüşlerdi, üstelik evden bestecinin en tanınmış eserlerinden olan Little Boy Blue´dan şarkılar çalıyordu, bir ara da 1979´da bestelediği "The Changeling" adlı film müziği de duyuldu. Tanıklar on kişiden fazlaydılar, gördüklerini gazetecilere anlattılar. Sonra..? Sonra birşey olmadı, herşey o gece yaşandı ve bitti...

Express salyangoz

Londra Hayvanat Bahçesi yetkilileri dünyadaki son Polinezya Ağaç Salyangozunun, kendi hayvanat bahçelerinde olduğundan emindiler. Bu nedenle salyangoza azami dikkati gösteriyorlar, sürekli gözlüyorlar ve davranışları hakkında bilgi toplamaya çalışıyorlardı. Salyangozdan sorumlu olan Paul Pearce-Kelly, bir sabah kalktığında salyangozu bulamadı, içinden çıkılması mümkün olmayan cam kutunun içinden çıkmış ve kaybolmuştu. Salyangoz o akşam, bahçenin içinde olan ama cam kutuya 1 km. uzaklıkta bulunan simgesel çevrecilikle ilgili bir mezar taşının üzerinde ölü olarak bulundu; taşta "Doğumu 1.5 milyon yıl önce/Ölümü Ocak 1996" yazıyordu. Salyangozun birkaç saat içersinde, nasıl olup ta o kadar yolu aşabildiği ve taşı bulup orada nasıl öldüğü hala anlaşılmış değil.

Doğum lekesi

John M. Lean´ın büyükannesi hastaydı, karısı ise doğum yapmak üzereydi. Büyükannenin sağ dirseğinin hemen üzerinde bir gümüş dolar büyüklüğünde özel bir leke vardı ve ortasında kartala benzer bir iz görülebiliyordu, ölümünden bir iki gün önce, aileye dert yanarak, yeterince mutlu olamadığını ve edemediğini, yeni bir fırsat için tekrar doğmak istediğini söylüyordu, Reenkarnasyona inancı tamdı ve bunu her fırsatta vurguluyordu. Hamile olan ve doğum arifesinde bulunan Bayan Lean ise, yaşlı kadına üzülmemesini söylüyor ve doğacak bebeğe onun adını vereceğine söz veriyordu. Bir hafta sonra büyükanne öldü ve iki gün sonra da Bayan Lean bir kız çocuğu doğurdu, bebeği gören aile dehşet içindeydi, çünkü büyükannenin dirseğinin üzerinde lekenin tıpatıp aynısı bebekte de vardı ve aynı yerdeydi. Doktor bir açıklama getiremedi ve doğum lekesi diyerek geçiştirdi; Büyükanne yeniden doğmuştu ve bu kez Lean ailesinin en küçük üyesi olarak yaşama devam edecekti.

Noel pudingi

Noel pudingi sürprizlere neden olabilir;

Marie Hefferman 13 yaşındaydı ve ailece Avustralya´ya göç ettiklerinde ilk Noel kutlamalarını yaptılar. 1959 yılı yılbaşısında küçük Marie, annesinin yaptığı pudingi yedi, pudingin içinde üç tane gümüş üç penilik madeni şans parası bulunuyordu. Marie, paraların birisini yuttu ve farketmedi. Altı hafta sonra sesini kaybetti ve larenjit teşhisi kondu. 12 yıl sonra Marie hala konuşamıyordu, bir gün şiddetli bir öksürük krizine tutuldu ve boğazından siyah bir yumru fırladı, para içindeydi. Marie´nin boğazının içinde bir yere sıkışmış ve röntgen ışınları tarafından görülmemişti. Marie ancak uzun bir terapi döneminden sonra konuşabildi.

Çay saati

Çinli bilim adamları 2700 yıllık bir çay ağacı keşfettiler, ağaç bilinen dünyada bu türün en eski örneği. Uzunluğu 26 m. gövdesinin çapı ise 1.2 m. Ağaç, Burma sınırında, yüksek dağlardaki ormanlarda bulundu.

Belalı dolu

Gökten Gelen Bela

Bir adam öldü, evler, işyerleri, okullar, kiliseler, tarlalar ve otomobiller harap oldular. 50 yataklı bir hastane boşaltıldı. Yani durum tam bir felaketti nedeni ise gökten yanan kriket topu büyüklüğündeki dolu taneleriydi. Olay, 11 Aralık´ta Avustralya´da Sidney´in kuzeyindeki Singleton´da yaşandı. Zarar toplam 24 milyon Pound. (Kaynak: Daily Telegraph)

Adem ile Havva

New York´daki St Patrick´s Cathedral´inde vaaz veren Kardinal John O´Connor, Adem ile Havva´nın insan olmadıklarını ilan etti. Kardinal´e göre Adem ve Havva bir tür sevgi formunun tezahür etmiş simgeleri olarak kabul edilmeliler. Vaazdan birkaç hafta sonra Papa şaşirtıcı bir duyuruda bulundu; "Yeni bilgiler bizleri Evrim Kuramı´nı yeniden tanımlamamız için yol gösteriyorlar ve bunun bir hipotezden daha ötede olduğunu düşünmemiz gerekiyor. (Times)

Aptallar günü

Bir müzayede memuru olan 52 yaşındaki Des Lismore, İngiltere´de, Warwickshire, Fillongley´deki evinde tv´nin karşısında uyayakalmıştı. Birden uyandığında ekranda "Independence Day" filminin klibi vardı ve filmdeki haber spikeri dev uzay gemilerinin dünyaya yaklaştıklarını haber veriyordu. Üst kata fırlayan Lismore çocuklarını ve karısı uyandırarak battaniye, yiyecek ve su alarak sığınağa girmelerini istedi. Sonra şehir kulübüne gitti ve haykırarak içeri girerek; "Büyük bir olay olacak." dedi, kadın barmene ise Amerika´nın uzay gemileri tarafından işgal edildiğini söyleyince, kadın oğullarının Meksika´da olduğunu söyeleyerk ağlamaya başladı. İşin aslı ancak ertesi sabah anlaşıldı. (Sun)

Soğan hırsızı

ABD, Michigan, Ypsilanti´deki Burger King dükkanına sabahın ilk saatinde giren bir adam, silahını çekerek, kasadaki paraları istedi. Kasiyer kız, bir sipariş alıp, ücretini kasaya yazdıktan sonra kasanın açılabileceğini sdğukkanlılıkla söyleyince adam durakladı ve kızarmış soğan halkası sipariş verdi ama kız bu kez, soğan halkalarının kahvaltı saatinde verilmediğini söyledi ve siparişi reddetti. Bunun üzerine adam başını sallayarak tabancasını cebine soktu, arkasını dönerek dükkandan çıkıp gitti. Soygundan vazgeçmişti. (Guardian)

Evlenemediler

Ölçülere uymuyorlar

Romanya Botosani´deki Ortodoks kilisesine rahip adayı olmak için müraccat eden iki genç, rahipler tarafından reddedildiler. Reddin nedeni, gençlerin penislerinin kuralların gerektirdiği ölçülerde olmamasıydı yani küçüktüler. Kuralın nedeni anlaşılamadı. (Scottish Daily Record)

Ekmek adam

Heyecanlı bir kadın İngiltere, Hampshire´da Ramsey ve North Baddesley arasındaki A27 no´lu otoyolda bir cesedin yattığını haber vermek için acil polis merkezini aradı. Polis olay yerine geldiğinde, çamurlu yolun ortasında insan biçiminde duran beş uzun Fransız ekmeği buldu. Ekmekler uzaktan bakıldıklarında çıplak bir insan cesedi gibi duruyorlardı. (ITV teletext)


insanların çoğu
Duygularini ifade etmekten korkuyor reddedilmekten korktugu için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birsey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslinda yasamayi bilmediği için


Kullanıcı avatarı
timelord
Mesajlar: 29
Yaş: 26
Kayıt: 14 Nis, 13:59

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen timelord » 16 Nis, 12:38

Akrebin Huyu Budur...

Batı İran´da bulunan Ilam bölgesinde, Zade ailesi bir akrep yüzünden toptan ölümden döndü. Akrep evdeki çaydanlığın içine saklanmıştı. Anne Hadi Zade çaydanlığı alarak çalkaladı ve suyla doldurarak ateşin üzerine koydu ama akrep çaydanlığın eğik boru biçimindeki ağız kısmına kaçarak saklandı. Fakat suyun kaynaması ve ısının artması sonucunda haşlanmadan evvel, tüm zehirini suya akıttı. Çaya karışan zehir beş kişilik ailenin tümünü zehirledi, kısacası paçayı zor kurtardılar. Akrep ise çaydanlığın içinde pişmiş olarak bulundu. Uzmanlar, akrep zehirinin sadece kan yoluyla etki yaptağını biliyorlar ama beş kişinin nasıl olup ta içtikleri çaydan zehirlendiklerini anlayamıyorlar. Olay İran´daki ´Hamchahri´ gazetesinde yayınlandı.





Poe, Kudurarak Ölmüştü!

Tüm zamanların en iyi ozanlarından ve korku yazarlarından birisi olan Edgar A. Poe mutlu bir insan değildi. İki yaşında annesi tarafından terkedilmiş, ardından babası içki ve kumar mahvolmuştu. Poe´da mutsuz yaşadı ve 39 yaşındayken 1849 yılında öldü. Ölüm nedeni olarak içki içmesi gösterilmişti, zaten çok içen biriydi. Fakat R. Michael Benitez adlı bir kardiyolog Poe´nun mezarından örnekler aldıktan sonra, büyük ozanın alkolden değil, kuduzdan ölmüş olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, geçenlerde Maryland Tıp Jurnali´nde yayınlandı. 28 Eylül 1849´da Poe trenle, Virginia´da Richmond´dan Baltimore´a gitdiyordu. Oradan da Philadelphia´ya geçecekti ki. hastalandı. 3 Ekim´de Baltimore´daki Ryan´ın Yeri adlı barın yakınında, yerde bilinçsiz olarak yatarken bulundu. Birçok kişinin ifadesine göre elbiseleri vahşice parçalanmıştı oysa Poe giyimine özen gösteren birydi. Bilinci yerine geldiğinde, aşırı terliyor, hayaller görüyor ve görünmeyen arkadaşlarıyla konuşup, bağırıyordu. Üçüncü günde iyileşir gibi oldu ama hasta olduğunu hatırlayamiyordu. Ertesi gün, yine çırpınmaya ve bağırmaya başladı, aynı günün akşamında birdenbire sessizleşti ve öldü. Hastane yetkilileri "beyin kanaması" teşhisi koyarak, gömülme iznini verdiler ve otopsi yapılmadı. Tıbbi kayıtlar Poe´nun yüksek ateşten kendisini oradan oraya attığını, alkolü ve suyu reddettiğini gösteriyorlar. Kuduza yakalananlarda görülen belirtiler de böyledir. Ama bazen virüs uyur ve kurbanların çoğu ne zaman ve nerede virüsü aldıklarını hatırlayamazlar. Ve herşey birden biter, virüs uyuduğu süre kadar olan günde kurbanını öldürür ve Poe´de dört günde ölmüştü. Benitez´e göre virüsü dört yıl evvel almış olmalıydı. Poe´nun ısırıldığı bilinmiyor, o da kediler ve köpeklerle beraberdi. Benitez ise kuduz virüsünün ölümden sonra bile yaşadığını biliyor ve örnekleri gösteriyor. Ve eğer başka bir neden yoksa, Poe´nun kuduzdan öldüğü anlaşılıyor.



Gerizekalılar tarikatı

Hong Kong Hükümeti, Zion Tarikatı´nın lideri olan Leung Yat-Wah´a karşı dava açtı. Yüzyılın en inanılmaz davalarından birisi olan davanın konusu şu; Wah, 2000 müridine çok büyük miktarlarda hidrojen peroksit içirmişti. Haziran ayında Kanada´dan deniz yoluyla getirilen peroksit, küçük şişeler içinde satılmıştı. Tarikatın lideri peroksitin boğaz ağrısından, AIDS´e kadar herşeye iyi geldiğini söyleyince, 2000 kişi şişelerce peroksiti bir güzel içtiler. Herbir şişe 2.70 pound´a satılmıştı. Kimyasal deneyler sonunda anlaşıldı ki, içenlerin vücütlarındaki oksijen habbeleri büyümüş, soluk almaları zorlaşmış ve kalp krizi geçirenler olmuştu. Bunun dışında müridlerde isilikler çıkmış, baş dönmeleri başlamış ve ishal başlamıştı. Bunlar yan etkilerdiler ama Lider Wah, ruhlarının ve bedenlerinin temizlendiğini söylüyordu. Müridlerden 28 yaşındaki öğretmen Hosanna Law Chor-Hing, üç hafta boyunca günde 75 damla peroksit aldıklarını ve aynı dozun çocuklara da verildiğini söyledi. Lider Wah, 1991´den beri tarikatın başında ama geçen yıl Kanada´dan kovulmuştu.



Kafasının arkasından çıkan ok

Portland Üniversitesi tıp fakültesi acil servis doktorları, bir gece kafasına av oku saplanmış bir adamla karşılaştılar ama bu adam hastaneye alınmadı. Tony Roberts 25 yaşındaydı, hafta sonu tatilinde bir arkadaşı bira şişelerine ok atarken hedefi şaşırmış ve ok gelip Tony´nin sağ gözüne girmişti. Doktorlar okun sadece bir mm. sola kayması halinde ana kan damarının kesileceğini ve öleceğini belirttiler. Nörocerrah Dr. Johnny Delashaw, okun beyne 20-25 cm girmiş olarak kafanın arkasından çıkmış olduğunu ve belki de çok önemli damarların kopmuş olabileceğini belirtiyordu, üstelik Delashaw Tony´nin oku çekip çıkarmaya çalışarak kendisini öldürme noktasına geldiğini de söylüyordu. Ok yerinden çıkarıldı ameliyat tahminlerin aksine çok kolay geçti, hiçbir damar ve hayati merkez zarar görmemişti. Bütün bunlardan sonra Tony hastane masraflarına itiraz edince kıyamet koptu çünkü Tony´nin ve oku atan arkadaşının meslekleri ortaya çıkmıştı; ikisi de tehlikeli film sahnelerinde oynayan birer dublördüler. Olay, kaza falan değildi, oturup tehlikeli bir sahnenin provasını yapmışlardı. Sonuçta hala sigorta kavgaları sürmekte...



Şansın bu kadarı da fazla...

İngiltere, Norwich´de kamp yapan 23 yaşındaki kampçının çadırının üzerine 33.000 voltluk bir yüksek gerilim kablosu düştü. Kampçı ucuz olsun diye paralı kamp alanının dışına çıkıp gerilim hatlarının altına çadırını kurmuştu. Karanlık olduğu için de çevredeki uyarı levhalarını görmemişti. Yoldan geçenler önce bir parıltı, ardından da bir haykırma duymuşlar ve hemen ambülans çağırmışlardı. İtfaiyeciler kabloyu kaldırarak adamı çadırın içinden çıkardıklarında, sadece ellerinin yanmış olduğunu gördüler. Elektrik idaresinin yetkilisi şöyle diyordu; "Bu kadar şans görülmemiştir, adam küçük yanıklarla kurtulmuş oysa bu hatlardaki enerji yükü çok fazladır, yaklaşmak bile tehlikelidir. Çadırın metal elyafdan yapılmış olması onu kurtarmış. Ayrıca şoku yeyince, kuzeye doğru düşerek, kutbi manyetik alan doğrultusunda bir hat oluşturmuş ve enerji üzerinden akarak yere demir çivilerle çakılı olan metalik tente aracılığı ile toprağa geçmiş. Böylesi hiç yaşanmadı."



Schumann ve Kaybolan Konçertosu

Robert Alexander Schumann 8 Haziran 1810´da Almanya´nın Zwickau şehrinde doğmuş ve edinilen bilgilere göre Bonn civarında 1856 yılında delirerek ölmüştür. Müzik tarihinin en çok sevilen insanlarından biriydi. Eşi Clara piyano virtüözüydü. Sanatın zirvelerindeyken şahane müzik eserleri yaratmıştı. Yaşlandıkça Schumann içine kapandı. 1850 yıllarına doğru maddi sıkıntıdan dolayı ek işler yapmaya başlasa da çok geçmeden bırakmak zorunda kalmıştı. 1845 yılında rahatsızlanmış ve kendisini Rhine nehrine atmıştı. Fakat kurtarıldı, olaydan sonra Schumann akıl hastanesine kaldırıldı ve iki yıl sonra da vefat etti. Schumann sağlığında Spiritüalist toplantılara katılıyordu, ruh çağırma tutkusuna kapılmıştı . Bu toplantılarda Beethoven´in kendisiyle bağlantı kurmak istediğinden bahsederdi. Son kompozisyonu piyano için beş varyasyonlu bir parçaydı. Bu eserini rüyasında görünen Schubert ve Mendelesshon´un yazdırdıklarını söylüyordu. Schumann´ın ruhuyla ile ilk olarak 1933 yılının Mart ayında Baron Palmstierna´nın yönettiği iki medyum aracılığı ile irtibat kurulmuştu. Celse medyomlarından Yelly dAranyl Schumann´ın kayıp olan bir eserini bulabileceğini söylemişti. Bu eser bestecinin tek keman konçertosuydu. O zamana kadar üstadın böyle bir eseri olduğu bilinmiyordu. İki hafta sonra yapılan celsede bir ipucuna rastlandı: Olay, müzik eleştirmeni Prof. Donalt Toyev´e anlatıldı. Toyev, kendisinin böyle bir konçertoyu duyduğunu fakat şimdi nerede olabileceği konusu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını söyledi. Aslında Schumann da eserinin nerede olduğunu bilmiyordu. Ağustos ayına kadar devam eden celselerde adı geçen eser önce Hochschule´de sonra da Berlin´de aranmıştı. Sonunda celseyi yöneten Baron´un araştırmalarıyla eser Berlin Deutsche Staatsbibliothek arşivlerinde bulundu. Konçerto gün ışığına çıkınca Schumann´ın bunu Joseph Joachim´e atfen yazıldığı öğrenildi. Eser halk huzurunda hiç çalınmamıştı. Bu arada Schumann ile kurulan ruhsal irtibatlar halen devam etmekteydi ve besteci konçertonun yarım olmadığını söylüyordu. Schumann´ın D minör keman konçertosu 1937´de basına açıklandı. İlk olarak Adolf Hitler´in emriyle Berlin Filarmoni Orkestrası eşliğinde George Kulenkampff tarafından çalındı. 1938 yılında aynı zamanda iyi bir piyanist olan medyom Yelly dAranyi tarafından konçerto bir kez daha çalındı ve Medyom Yelly sonradan bu konserine hazırlanırken Schumann´dan yardım aldığını söylüyordu. Suçlu acaba kimdi? Schumann mı yoksa Kozmik Şakacı mı?
insanların çoğu
Duygularini ifade etmekten korkuyor reddedilmekten korktugu için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birsey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslinda yasamayi bilmediği için

netenes

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen netenes » 16 Nis, 14:33

Soğan hırsızı

ABD, Michigan, Ypsilanti´deki Burger King dükkanına sabahın ilk saatinde giren bir adam, silahını çekerek, kasadaki paraları istedi. Kasiyer kız, bir sipariş alıp, ücretini kasaya yazdıktan sonra kasanın açılabileceğini sdğukkanlılıkla söyleyince adam durakladı ve kızarmış soğan halkası sipariş verdi ama kız bu kez, soğan halkalarının kahvaltı saatinde verilmediğini söyledi ve siparişi reddetti. Bunun üzerine adam başını sallayarak tabancasını cebine soktu, arkasını dönerek dükkandan çıkıp gitti. Soygundan vazgeçmişti. (Guardian)
Buna çok güldüm. Güzel paylaşımda keşke zamana yaysaydın şimdi bunların hepsine birden kim vakit ayıracak?

Kullanıcı avatarı
elemor
Mesajlar: 96
Yaş: 23
Kayıt: 03 Haz, 07:54
Yaşadığınız İl: 6 Ankara
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
Yaptı Beğeniler: 14 time
Aldığı Beğeniler: 3 time

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen elemor » 16 Nis, 15:12

Soğan hırsızı

ABD, Michigan, Ypsilanti´deki Burger King dükkanına sabahın ilk saatinde giren bir adam, silahını çekerek, kasadaki paraları istedi. Kasiyer kız, bir sipariş alıp, ücretini kasaya yazdıktan sonra kasanın açılabileceğini sdğukkanlılıkla söyleyince adam durakladı ve kızarmış soğan halkası sipariş verdi ama kız bu kez, soğan halkalarının kahvaltı saatinde verilmediğini söyledi ve siparişi reddetti. Bunun üzerine adam başını sallayarak tabancasını cebine soktu, arkasını dönerek dükkandan çıkıp gitti. Soygundan vazgeçmişti. (Guardian)
: ) Beklenmedik cevaplar insanları her zaman şaşırtıyor. güzelmiş gerçekten

Kullanıcı avatarı
byfreestylerap
Mesajlar: 690
Yaş: 23
Kayıt: 11 Kas, 22:30
Konum: C:\WINDOWS\system32
Yaptı Beğeniler: 17 time
Aldığı Beğeniler: 6 time
İletişim:

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen byfreestylerap » 16 Nis, 18:29

Gökten Gelen Bela
Bir adam öldü, evler, işyerleri, okullar, kiliseler, tarlalar ve otomobiller harap oldular. 50 yataklı bir hastane boşaltıldı. Yani durum tam bir felaketti nedeni ise gökten yanan kriket topu büyüklüğündeki dolu taneleriydi. Olay, 11 Aralık´ta Avustralya´da Sidney´in kuzeyindeki Singleton´da yaşandı. Zarar toplam 24 milyon Pound. (Kaynak: Daily Telegraph)

güzelmiş tşkler:D


Kullanıcı avatarı
timelord
Mesajlar: 29
Yaş: 26
Kayıt: 14 Nis, 13:59

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen timelord » 21 Nis, 09:05

=) beyendiğinize çok sevindim:D
insanların çoğu
Duygularini ifade etmekten korkuyor reddedilmekten korktugu için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birsey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslinda yasamayi bilmediği için

Kullanıcı avatarı
muhammet
Mesajlar: 549
Yaş: 20
Kayıt: 24 Şub, 23:48
Yaşadığınız İl: 40 Kırşehir
Konum: canımın istediği yerde...
Yaptı Beğeniler: 3 time
Aldığı Beğeniler: 9 time

Re: KOMİK AMA GARİP

Okunmamış mesaj gönderen muhammet » 29 Nis, 14:52

müzikle ilgili olan garip geldi :/

tesekkurler guzel yazı..
brain to start the war!!!
Hayat tarzım FREE RUNNİNG!!



Bir süre yokum kendinize iyi bakın.... : )


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Mizah” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir