Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Moderatör: Sai

Cevapla
Kullanıcı avatarı
onlymerthy
Mesajlar: 415
Yaş: 24
Kayıt: 09 Nis, 19:37
Yaşadığınız İl: 7 Antalya
Burcunuz: Koç Burcu: 21 Mart-20 Nisan
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 67 kez
Teşekkür edildi: 323 kez

Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen onlymerthy » 07 Şub, 05:06

Arkadaşlar.. Hepsi Kanınızı donduracak.. Ben bu saatte okudum hepsini.. özel olarak sectim ve buraya kopyaladım.. Sizinde varsa ekleyebilirsiniz..



1-)

Ben üç yaşlarında bir çocuk olduğum zamandan, son birkaç yıl öncesine kadar evimizin civarında her zaman dolanan bir kedi vardı. Bu hikaye onunla ilgilidir.
Nicky adlı bu tekir kedi bana hep çok yakın olmuştu. Birkaç yıl benimle birlikte olan Nicky, tam bir tekirdi: sağlam karakterli ve güçlü, daima şefkatli olmasına rağmen nefret ettiği iki şey vardı: yağmur ve sığırlar. Her neyse, bir gün Nicky hastalandı. Kedilerin ara sıra yakalandığı virüslerden daha ciddi bir sorunu yok gibiydi. İyileşiyor gibi olup tekrar yemek yemeğe başlıyor, hatta mırlıyordu. Böyle düşündüğüm için, erkek kardeşimle tatile gitmemin bir sakıncası olmayacağına karar verdim. Annemle babam kediye bakmak üzere evde kalacaklardı.
Evden yaklaşık 150 mil uzakta, Cheltenham kasabasında bir otelde birkaç günlüğüne rezervasyon yaptırdık. Tatil iyi gitti; yürüyüş yaptık ve görmeye değer yerleri gezip gördük. Nicky’i çok az düşünmeme rağmen kısmen endişeliydim; çünkü söylediğim gibi, sanki iyileşiyormuş gibiydi.
Tatilimizin son gecesi, o yöreye ait yerel biralardan birkaç kupa içtikten sonra yatağa gittim fakat hiç bir şekilde sarhoş değildim. Çok derin uyudum ancak, sabah 6:00 civarında aniden uyandım. Adeta birisi kulağıma şu kelimeleri haykırdı: “AH NICKY!” Kendimi gülünç, üzgün, rahatsız ve huzursuz hissettim. Kardeşimi uyandırmadım ve bir saat ya da daha fazla süre sonra uyumaya karar verdim. Kahvaltıdan sonra eve otobüsle geri döndük. Hala kardeşime olayla ilgili bir şey anlatmamıştım ve onu üzmenin hiçbir anlamı yoktu, çünkü evde telefon yoktu.
Eve geldiğimizde kapıda babamla karışılaştık. Bizi, sabahın erken saatlerinde Nicky öldüğü için annemin çok üzgün olduğu hakkında uyardı. Tüm hafta iyileşiyormuş gibi görünen Nicky’nin yanında beklemekten vazgeçen annem ve babam oturma odasına gittiği zaman Nicky, sanki yavrularının olduğu kulübeye gitmek için kalkmış ve yolda yığılıp kalmış, kalp krizinden ölmüş. Onu ilk gören annem olmuş ve “Ah Nicky, sahibin buna ne diyecek” diye haykırmış..



2-)

Anneler ve evlatlarının arasında psişik bir bağın bulunduğunu birçok kişi bilir, bu bağ bazen hayat bile kurtarabilir. 1989 Temmuz ayında, olayın meydana gelişinden bir gece önce tatilden dönmüştük. 5 yaşındaki Majorie ve 3 yaşındaki Frankie adlı çocuklarım oturma odasında oynarken, ben evde ufak tefek işlerle meşguldüm. Kendimi rahat ve oldukça iyi hissederken üstüme aniden bir ağırlık çöküverdi. Kalbim korkuyla çarpmaya başladı. Bu his daha da ağırlaştı, kesinlikle öleceğimi düşündüm.
Aniden içgüdüsel olarak oturma odasına gidip çocukların iyi olup olmadığını kontrol etmeye karar verdim. Bayılmadan önce onların emniyette olduklarından emin olmalıydım. Frankie bir bavulun üstünde oturup gülüyordu, ama ablası ortalıkta görünmüyordu. ‘Ablan nerede?’ diye sordum.
‘Onun üstünde oturuyorum’ diye cevap verdi. Onu derhal bavulun üstünden kaldırdım ve 5 yaşındaki kızımı bavulun içinde korkmuş ve nefessiz kalmış olarak buldum. Bana ‘tıkanır gibi oldum, onun için seni çağıramadım’ dedi.
Aslında o beni telepatik ana - kız bağı ile çağırmıştı. Tehlikede olan o olmasına rağmen ben kendimi tehlikede hissetmiştim, bu sayede bir trajediden son anda kurtulmuştuk.


3-)

İşten döndüğümde, küçük oğlum John’u bir kez daha tuhaf bir şekilde masanın örtüsünün üzerinde arkadaşlarıyla beraber bazı eşyaları oynatırken buldum. John, idraksizce, psikokinezi yapıyordu. Bu kabiliyete sahip kimselerin tekin olmadıkları kabul edilir.
İş yerimde kalabalığın dışında olduğum zamanlar, oğlumdan mesajlar alabiliyordum. En korkutucu deneyimim de, oğlum yirmi yaşlarındayken olmuştu.
Phoenix Gazetesinde gazeteci olarak çalışıyordum. O gün yorucu bir gündü ve uykularımda genellikle rahatsız geçmekteydi. Ayrıca John’un yaptığı seyahatlerden de rahatsızlık duyuyordum. Haftalardır ondan haber alamamıştım. Birdenbire uyurken John’un “Anne, anne yardım et!” sesiyle uykumdan uyandırıldım. Gördüğüm vizyonda, oğlum, direksiyon hakimiyetini kaybetmişti. Arka tekerlekler deniz tarafındaki uçuruma takılmıştı. Ve kuzeyi gösteren bir ok işareti vardı Bütün okuyabildiğim ise, San Jose’ydi.
Polis kuvvetlerindeki arkadaşlarıma bunu söyledim. "Glendale" Şefi "Al Adams" iyi bir arkadaşımdı ve ona söylediklerimi kontrol etmek için, "California" karayolundaki benzinci ile irtibat kurdu.
John iki saat sonra bulundu. Direksiyon hakimiyetini kaybetmişti ve neredeyse uçurumdan düşmek üzereydi. Eğer o an kendine gelip arabayı hareket ettirseydi; araba aşağıya düşecekti.


4-)

“Bir pırpır uçağın göl kıyısındaki üçüncü köşkün damına çarparak parçalandığını rüyamda açıkça görmüştüm. Köşkte bir adam vardı. O da alevler arasında yanıp kül olmuştu. Rüyamda gördüğüm şekilde o sabah iki mektup yazıyor ve ne gariptir ki, kazadan söz ediyordum. İtfaiyenin bozuk kanal yolundan geldiğini ve bu yüzden de kaza yerine gecikmeli yetiştiğini kaydediyordum.
Gördüğüm bu rüyadan sonra o gün gözlerim hep gelip geçen uçaklardaydı. Akşam sularında elektrikler yandığında havada motor sesi duyunca verandada oturan Robert’e (kocam) bağırdım:
“İşte bir uçak geliyor, o da rüyamdaki gibi köşkün damına çarpıp parçalanacak. İtfaiyeyi ara, kanal yolundan değil üst yoldan gelsinler!”
Kocam verandada çevreye göz attıktan sonra içeriye seslendi: “Bu gelen uçak iyi durumda, kaza filan yapacağa benzemiyor!”
Robert’in bu sözlerine çok hiddetlenmiştim. Elimde olmayarak ben de ona söylendim:
— “Sen bu konuyu benim gibi bilemezsin, ne söylüyorsam lütfen karşı koymadan yap!”
Birkaç dakika geçmişti. Bir çarpışma sesi duyduk. Rüyada gördüğüm kaza olmuştu. Uçağın pilotu alevlerden kendini kurtaramadan yanmıştı. İtfaiye arızalı kanal yolundan geldiği için kaza yerine yetişmekte geç kalmış, köşk de yanmıştı.
Bu acı olaydan sonra kendimi toparlayabilmem için birkaç hafta geçmesi gerekti. Rüyanın bildirdiği uyarı mesajını zamanın da kullanabilmiş olsaydım, belki de kazanın sonucu daha hafif olacaktı...”
Burada bayanın varmış olduğu yargı doğruydu. Çünkü bu gibi psişik yüzleşimler gerektiği gibi kullanıldığı takdirde bazı felaketlerin önlenmesini mümkün kılabiliyordu.


5-)

Ontario/Kanada’daki Amhurstberg kasabası; Detroit Nehri kıyısında kurulu sevimli, sakin ve eski bir yerleşimdir. Büyük metropolitan bölgesinden bir saatlik araba yolculuğuyla, sanki bir önceki yüzyıldan izler taşıyan bu kasabaya ulaşılır. En iyi arkadaşlarımdan biri olan Pattı Henson, Windsor Üniversitesinde okuyorken ailesi ile birlikte kalıyordu. Ailesi, ön kısmında babasının mücevher dükkanı için uygun bir kısım da bulunan eski, gecen yüzyıl sonunda yapılmış bir çiftlik evi satın almıştı. Patti’nin iki büyük çoban köpeği vardı ve bu eve taşınılması, en çok onları mutlu etmişti.
İlk başlarda, olay bir rahatsızlıktan ibaretti. Arka yatak odalarından biri hep soğuktu. Kaloriferlere ne kadar çok dilim eklense de, oda kemikleri donduracak kadar soğuktu. Sonra Patti, çoban kopeklerinin o odaya hiç girmediklerini fark etti. Zorla içeri sokulursalar hırlıyorlar kulaklarını geriye yatırıyor ve izin verilir verilmez odayı terk ediyorlardı.
Bir keresinde beni yemeğe davet etmişlerdi ve neden olduğunu söylemeksizin o yatak odasına girip neler hissettiğimi söylememi istediler. Detroit’teki Wayne Üniversitesinde bir psişik deneye katılmıştım ve bir bakıma “hassas” olarak kabul ediliyordum. Kabul ettim ve odaya girer girmez, “diken üstünde oturuyor” gibi oldum. İçim üşümüştü ve kendimi çok üzgün hissediyordum. Bunu Patti’ye anlattım ve ailedeki herkesin bu odadayken aynı şeyi hissettiğini anlattı bana. Hiç kimse o odada uyumak istemiyordu ve eğer yatmak zorunda kalırlarsa, korkunç bir ölümle ilgili kabuslar görüyorlardı. Dahası yatak odasının kapısı bir türlü kapalı kalmıyordu. Arada bir, etrafta kimseler yokken ve pencereler de kapalıyken yüksek bir sesle birden açılıveriyordu.
Merakim iyice arttığından, ertesi gün yerel Tarih Derneği ile bağlantıya geçtik ve şunu öğrendik O odada kıskanç bir koca karısını bıçaklayarak vahşice öldürmüş ve daha sonra kendi bileklerini kesip, intihar etmişti. Tabi k köpeklere herkes hak verdi, madem girmek istemiyorlardı, girmeyeceklerdi. O oda artık kiler olarak kullanılıyordu.


6-)

Ben muhasebecilik yapıyorum. Vergi zamanı müşterilerimden biri, dört yaşındaki kızı Corinne’le büroma gelmişti. Uzun atkuyruğu saçları olan bu sarışın kız annesinin yanında duruyordu. Ama bir yandan da çok ciddi bir şekilde beni süzüyordu. Vergilerle olan işlerimiz bittiğinde, Corinne bana, “Ağzınızda sallanan bir dişiniz var.” dedi.
Şaşkınlık içinde ona baktım, bu arada dilimle ağzımın içini taramaya başlamıştım.
Annesi kızdı: “Corinne, sus bakayım.” Corinne’in istenmeyen şeyler söylemesi ilk defa olmuyordu galiba. Kız bir iki dakika yine sessizliğe büründü ama yine bana bakıyordu. Ve birdenbire, “Ağzınızda sallanan bir dişiniz var.” dedi tekrar.
Annesi kızına dönüp çok ciddi bir tonda, “Corinne, sessiz olmazsan seni arabaya bırakırım. Orada tek başına beklersin.” dedi. Kız parlak mavi gözlerini odanın içindeki eşyalara çevirdi. Aynı anda, ağzımda, daha önce hiç fark etmemiş olduğum sallanan bir diş buldum. “Ama ağzımda gerçekten sallanan bir diş var.” Dedim şaşkınlıkla. Annesi anlamsız gözlerle bana baktı. Sonra Corinne’e, “Sen bunu nereden biliyordun?” diye sordum. Omuzlarını silkti. Bu kız galiba bir durugörür diye düşünüyordum. Ne harika bir hediye. Ama annesinin onu nasıl azarladığını hatırladım hemen. Annesinin yüzündeki rahatsızlığın korkuya dönüştüğünü gördüm. Annesi hemen evraklarını topladı ve muhasebe konusunda sorum olursa onu arayabileceğimi söyleyerek hızla büromdan çıktı.
Kendi kızımın, Corinne’in yaşında olduğu zamanları hatırladım. Zelly adını verdiği bir oyun arkadaşı vardı kızımın. Hiçbir aile üyesi Zelly’i görmüyordu. Ama onun yaşadığını hepimiz kabul etmiştik.
Kızım Evanne okula başladıktan bir gün sonra, Zelly’den epeydir söz etmediğini hatırladım. “Zelly bugünlerde nerede?” diye sorduğumda, düşünceli bir şekilde durdu ve “Zelly okulu sevmedi ve gitti.” dedi.
Acaba çocuklar gerçekten doğal durugörür mü? Biz büyükler onların yeteneklerini desteklemeliyiz ve olumlu amaçlar yönünde nasıl kullanacaklarını öğretmeliyiz.
Evet, olaydan bir gün sonra dişimi kontrol ettirmek için dişçime gittim.


7-)


1828 yılında New Brunswick’teki St. John Limanına doğru yol alan 5. 5. Vestris Gemisinin birinci süvarisi İskoçya’nın aynı addaki kurtarıcısının soyundan Robert Bruce idi. Bir gün öğleye doğru Bruce kaptan ile güvertede güneşin durumunu inceliyordu. Biraz sonra ikisi de aşağıya indiler.
Birinci süvari hesaplarla bir süre uğraştıktan sonra yerinden kalkarak kaptanın kamarasına gitti. Kapıyı araladıktan sonra:
“Affedersiniz efendim, ama ben hesapları çözemiyorum,” dedi.
Kaptanın kürsüsünde oturan adam başını kaldırınca, Bruce yıldırımla vurulmuşa döndü. Kürsüde oturan adam, kaptan olmak şöyle dursun, gemidekilerin hiçbirine benzemeyen bir yabancıydı.
Bruce, yabancının sabit bakışları karşısında dona kalmıştı. Neden sonra, kaptanın kamarasından dışarı fırlayabilme gücünü bulabildi.
Kaptan güvertedeydi. Bruce, onu görünce:
“Kaptanım kamaranızda bir yabancı var,” diye haykırdı.
“Bir yabancı mı? Kesinlikle süvari ya da kamarottur. Kamarama izinsiz olarak kim girebilir?”
Bruce, “Hayır. Kamaranızda ömrümde hiç görmediğim bir adam var,” diye ısrar ediyordu.
Bunun üzerine kaptan, “Bir daha kamarama git iyice bak,” dedi.
Bruce titredi; “Bir daha oraya tek başıma gitmemeyi tercih ederim,” deyiverdi.
Biraz sonra kaptanla aşağı inince kamarayı boş buldular. Bütün gemi arandığı halde hiçbir yabancıya rastlanmadı. Bununla beraber Bruce, hikayesinde ısrar ediyordu. “Yabancıyı, kürsünüzün üzerindeki yazı taşına bir şeyler yazarken gördüğüme yemin ederim, diyordu. Kaptan, “O halde yazı hala orada olmalı,” dedi.
Biraz sonra yazı taşı elinde idi. Gerçekten yazı taşının üstünde bir şeyler yazılı idi. Kaptan, Bruce’e “Bu senin yazın olacak,” dedi. Yaza taşının üzerinde “Kuzey Batıya dönün” sözcükleri yazılı idi. Kaptan devam etti: “Bruce, bizimle alay ettiğini itiraf et. Şuraya aynı kelimeleri yaz da senin yazını buradakiyle karşılaştıralım.”
Karşılaştırma yapılınca, Bruce’un yazısının, yazı taşındakinden bütünüyle farklı olduğu görüldü. Bu sefer geminin bütün personelinin yazıları da karşılaştırıldı. Hiç kimsenin yazısı yazı taşındakine uymuyordu. Sonunda kaptan kararını verdi; “Ben Tanrı’ya, kadere kısmete inanırım,” dedi. “Bu mesajın gizli bir anlamı olacak. Kuzey batıya dönelim de olanları görelim.”
Gemi bir süre kuzey batıya doğru yol aldıktan sonra ileride bir buzdağı belirdi. Buzdağına yaklaşınca, başka bir geminin buzdağına çarpıp yapışmış olduğu görüldü. Sağ kalabilen birkaç kişi geminin dalgalarla kamçılanan güvertesine sıkı sıkı sarılmışlardı. Kurtarılan kazazedelerin bir tanesi Bruce’un dikkatini çekti. Bu adam, Bruce’un kaptanın kamarasındaki yazı taşına bir şeyler yazarken gördüğü yabancıya tıpatıp benziyordu.
Vestris, buzdağından uzaklaşınca, Bruce kaptana bu keşfini anlattı. Kazaya uğrayan geminin kaptanına da bu olaydan söz ettiler. Kaptan, “Ne anlatmak istediğinizi anlıyorum. Bu gemici bize, bugün kesinlikle kurtulacağımızı söylemişti,” der.
Vestris’in kaptan kamarasına çağrılan denizci, kurtarılmadan birkaç saat önce rüyasında, başka bir gemide bulunduğunu ve bu geminin, buzların üstünde kalan kazazedeleri kurtarmaya geleceğini görmüş olduğunu söyledi.
Bu kullanıcılar mesajınıza teşekkür etti onlymerthy mesajı için (toplam 3):
JoqeRPoqeR (07 Şub, 09:35) • Msa (07 Şub, 11:21) • kimsetutamaz (07 Şub, 15:59)
Değerlendirme: 5.56%




Kullanıcı avatarı
JoqeRPoqeR
Mesajlar: 15
Yaş: 20
Kayıt: 30 Eyl, 11:40
Yaşadığınız İl: 10 Balıkesir
Burcunuz: Balık Burcu: 20 Şubat-20 Mart
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: Gizli
Teşekkür etti: 7 kez
Teşekkür edildi: 0

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen JoqeRPoqeR » 07 Şub, 09:40

POLTRAGEİST OLAYLARI

Smurl Poltergeist 1974 -1987 yılları arasında Amerika Pensilvanya eyaletinde West Piston - Chase caddesinde oturan sıradan bir aile 13 yıl boyunca açıklayamadıkları ve bir türlü kurtulamadıkları olaylarla karşı karşıya kaldılar. Başlarına gelen olaylar medyaya yansıyıp yaşadıkları bu çetin sınav “ The Haunted” adı altında hem kitap hem film olarak yayınlandığında hikayeleri meşhur oldu. Ailenin adı Smurl’du.Herşey 1972 yılında meydana gelen Agnes kasırgasının ardıda bıraktığı sel felaketinin yarattığı hasar sonucu Jack ve Janet Smurl’un yaşadıkları Pensilvanya Wilkes-Berre’den taşınmalarıyla başladı. 1973′de Jack Smurl’un anne ve babasının aldıkları iki katlı dubleks eve yerleşerek beraber yaşamaya başladılar. Jack ve Janet ile iki kızları Dawn ve Heather evin bir yarısında Jack’in anne ve babası ise evin diğer yarısında yaşıyorlardı. Ev 1896 yılında inşa edilmişti ve orta sınıf sıradan bir mahallenin ıssız bir caddesindeydi. Yaşayış biçimlerinden mutluydular. Jack ve Janet Katolik inançalarına göre büyümüşler ve Jack’in ebeveyinleri gibi inançlarına sıkı sıkıya bağlıydılar. Birbirlerine bağlı ve sevgi dolu bir aile olmalarından dolayı evi paylaşmaktan son derece mutluydular. Evde bazı tamiratlar yapmışlar ve yeni dekorlar ekleyerek iyice yerleşmişlerdi. Bir süre sonra Jack ve Janet’in yeni doğan ikiz kızları Shannon ve Carin katılmıştı bu mutlu aileye. Ocak 1974′te eve taşınmalarından bir buçuk sene sonra birşeyler değişmeye başladı. Olay küçük fakat kafa karıştırıcı sıkıntılar ve olaylarla başladı. Yeni halılarından birinde çıkarılması mümkün olmayan ve nereden geldiği belirdiz bir leke oluştu; yeni dekore edilmiş banyo eşyalarının üzerinde derin çizikler meydana geldi ; akıtan borular tamir edilmelerine rağmen akıtmaya devam ettiler ve televizyon aniden alev aldı. Zaman geçtikçe olaylar ürkütücü ve korkutucu hale geldi. Jack ve Janet’in kızları Dawn yatak odasında havada yüzer gibi duran insanlar gördüğünü iddia ediyordu. Çekmeceler kendiliğinden açılıp kapanıyor merdivenlerde kaynağı belirsiz ayak sesleri duyuluyor fişe bile takılı olmayan radyo ansızın yükses sesle çalışmaya başlıyor tuvalet sifonları kendiliğinden çekiliyordu. Olaylara yolan her ne idiyse devam etti ve daha da kötüleşti. Evin içinde korkuç leş kokuları oluşuyordu ve Jack birkaç defa görünmeyen birşeylerin kendisine dokunduğunu hissetmişti. Zaman geçtikçe Poltergeist daha da şeytani olmaya başlamıştı. Tarih 1977′yi gösterdiğinde aile açıklanamayan sıkıntılardan çok daha fazlasıyla karşı karşıya olduklarını anlamışlardı.Fenomen sadece evin Jack ve Jabet’in yaşadığı kısımla sınırlı kalmıyordu. Evin diğer yarısında yaşayan Jack’in ebeveyinleri de korkutucu olaylarla karşı karşıya gelmişlerdi. Evin yaşadıkları tarafında evin içi bazen bir anda buz gibi soğuyor evin diğer yarısında sanki Jack ve Janet şiddetli ve küfürlü kavgalar ediyorlarmış gibi sesler duyuyorlardı. Hatta yakındaki komşular bile Smurl ailesinin başıma musallat olan fenomenden etkileniyorlardı. Evde kimsenin olmadığı zamanlarda bile evin içinden çığlıklar ve yüksek sesli gürültüler geliyordu. Komşuların çoğu alienin başına musallat olan olaylardan üzüntü duyarken bir kısmı ise özellikle işin içine medya girdikten sonra fenomenin ile tarafından yaratıldığını ve aileyi bu iş üzerinden para kazanmaya çalışmakla suçluyorlardı. Bir gün Jane bodrumda çamaşırları makineye koyarken birinin adını seslendiğini duyuyor ve o da sese cevap veriyor. Sonra ona kimin seslendiğini anlamak için evi dolaştığında evde tamamen yalnız olduğunun farkına varıyor. Sanki bu olay bir katalizör görevi görmüş gibi olayın ardından kısa bir sure sonra Smurl’ların evini işgal eden güç daha küstah ve daha güçlü hale geliyor. Jane’in mutfağında beliren siyah insan şeklindeki varlık duvardan geçerek Jack’in ebeveyinleri olan John ve Mary’nin tarafına geçiyor. Aynı anda fenomene Mary de şahit oluyor.Bundan sonra aileye karşı fiziksel şiddet başlıyor ve gittikçe çoğalıyor. Alman kurdu olan köpekleri işkenceye maruz kalıyor bulunduğu yerden kaldırılıp defalarca evin içinde ordan oraya fırlatılıyor Shannon merdivenlerden itiliyor tavan pervanesi koparak Janet’in oturmuş olduğu yeri milim sıyırarak düşüyor ve şans eseri Janet yaralanmıyor. Ayrıca Janet zaman zaman oturduğ yerden havalandırılıp fırlatılıyordu. Bunun yanı sıra duvarların içinde sürekli tekrar eden vuruş ve tırmalama sesleri geliyordu. 1986 tarihinde Ed ve Lorraine Warren yardım amacıyla Janet ile bağlantı kurdular. Warren’ler daha evvel Long İsland’da bulunan Amityville evini de incelemiş olan tanınmış birer psişik araştırmacı ve demonolojisttiler. Janet onların hakkında çok şey duymuştu ve çaresizlik içinde kuşkuculuğunu bir yana atarak onlardan yardım istemişti. Warren’ler aile ile görüşüp evi incelediler. Vardıkları sonuç evde bulunan 4 varlıktan biri şeytaniydi. Bu şeytani varlığın kendini açığa çıkarması için verilen tüm çabalar sonuçsuz kaldı bunun yerine aileye karşı şiddet daha da fazlalaştı.Görünüşe göre bir tek kutsal su ve dularak olayların ara ara durulmasını sağlıyordu. Aileye karşı saldırılar ın şiddeti daha da kötüleşti. Jack ve Janet seksüel saldırılara uğradılar kızları Dawn ise neredeyse varlık tarafından tecavüze uğradı. Carin Smurl ve Ed Warren bilinmeyen bir nedenle hastalandılar Janet ve Mary Smurl’un kollarında kesikler ve ısırıklar oluştu. Smurl ailesi yardım için Katolik Kilisesine başvurduklarında Warren’ler şeytan çıkarma ayini için Peder Mc Kenna’yı getirdiler eve. Peder şeytan çıkarma ayini yaptığında bu sadece şeytani varlığı daha da kızmasına sebep oldu. Pederin yaptığı ikinci şeytan çıkarma da işe yaramadı. Şeytani varlıktan kaçmaya çalışmakta bir işe yaramıyordu. Ailece gittikleri kampta varlık tarafından takip edildiler hatta Jack işte bile varlığın tacizlerine uğruyordu. Aile çaresizlik içinde yardım için medyaya başvurdu. Ancak bu sadece ailenin ve evin turist akınına uğramasına basının yoğun ilgisine ve olayları kuşkuyla karşılayanların saldırılarına sebep oldu. Kilisenin olaya karışmamak için yardım çağrılarına verdikleri red cevaplarına karşılık medyanın da desteklemesiyle Scranton piskoposluğu olayı araştırmayı kabul etti. Peder Mc Kenna tarafından yapılan 3. şeytan çıkarma ayininden sonra aktiviteler durdu. Ancak ayinden ve sona eren işkencenin ardından yalnız 3 ay sonra Aralık 1986′da Jack karanlık bir şeklin kendine işaret ettiğini gördü ve fenomen tekrar başladı. Smurl ailesi evlerini terk ederek başka bir kasabaya taşındılar ve olayla ilgili kitap taşınmalarından kısa bir süre sonra yayınlandı. 1991 yılında çıkan ve ailenin başına gelen olayın konu alındığı filmden 3 yıl önce 1988 yılında kilise 4. şeytan çıkarma ayinini yaptı ve en sonunda başarılı oldu. Yıllarca maruz kaldıkları karanlık şiddetten en nihayet kurtulmuş ve özlemle bekledikleri huzur dolu yaşama kavuşmuşlardı.
Hayat PoqėR Bense JoqęR....

Kullanıcı avatarı
JoqeRPoqeR
Mesajlar: 15
Yaş: 20
Kayıt: 30 Eyl, 11:40
Yaşadığınız İl: 10 Balıkesir
Burcunuz: Balık Burcu: 20 Şubat-20 Mart
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: Gizli
Teşekkür etti: 7 kez
Teşekkür edildi: 0

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen JoqeRPoqeR » 07 Şub, 09:42

EN KORKUNÇ PARANORMAL !

Enfield Poltergeist Belki de şimdiye kadar kayda geçmiş paranormal olayların içinde en meşhur poltergeist vakalarından biri Kuzey Londra’daki Enfield olayıdır. Olaylar başladığında boşanmış bir anne olan Peggy Harper ve dört çocuğundan oluşan beş kişilk aile Einfield’daki 3 odalı bir evde yaşıyorlardı. Hadiseler Ağustos 1977′de çocuklardan ikisi olan Janet ve Pete’nin annelerine yataklarının kendi kendilerine hareket ettiklerini söylemesiyle başladı. Peggy çocukların yatak odalarını araştırdığında yatakları herzamanki yerlerinde görünce çocuklarının hikaye uydurduğunu düşünmüştü. Ancak bir sonraki gece çocuklar tekrar annelerini çağırıp bu seferde odalarının içinde hışırtılar duyduklarını söylemişlerdi.. Bu hışırtılar çocukların tarifine gore bir sandalyenin odanın içinde noydan boya yürüklenerek hareket ettirilmesine benziyordu. Peggy onları rahatlatmak için sandalyenin yerini değiştirip ışığı kapatıp odadan çıkmaya hazırlandığında aynı sesi o da işitir. Işığı tekrar açtığında ses durur. Ancak kapadığında sesi tekrar duyar. O anda olanlar Peggy’nin gözü önünde gelişerek devam edecektir.. Duvardan dört defa yükses sesli vuruş duyulur ve şifoniyer kendiliğinden hareket eder. Peggy’nin şifoniyeri tekrar yerine duvarın kenarına itmesi bir işe yaramaz ve şifoniyer tekrar hareket eder. Peggy’nin ikinci kez şifoniyeri yerine itmeye çalışması sonuçsuz kalır ve soğukkanlılığını bir anda kaybedeb Peggy çocuklarına yataktan çıkmalarını söyleyerek hep beraber yardım istemek için komşularına koşarlar. Komşuları evi araştırdıklarında aynı vuruş seslerini onlarda duyarlar. Evi ve bahçeyi araştırmaları sonuçsuz kalır ve bunun üzerine polise başvururlar. Polis geldiğinde aynı sesleri duyar hatta polis memurlarından biri bir sandalyenin kendi kendine hareket ettiğine şahit olur. Olaylar çoğalarak devam eder. Fenomene aile dışından bir çok kişi şahit olur. Yerel din adamı polis yerel medyum ve Daily Mirror gazetesinden gelen muhabirler de bu şahitlerin arasındadır. Sonunda Psişik Araştırma Derneği üyelerinden Maurice Grosse’le olayı araştırması için bağlantı kurar. Grosse Harper ailesinin evinde kaldığı ilk günler içinde herhangi bir olay olmaz. Birjkaç gün sonra çocukların odasındaki bir sandalyenin bulunduğu yerden kaldırılıp fırlatılmasıyla olaylar başlar. Olay olduğunda çocuklardan biri odada uyumaktadır. Sandalyeyi yerine geri koyarlar. Birkaç saat sonra olay tekrarlandığında evde kalan fotorafçılardan biri hareketin fotorafını yakalar. Olay Daily Mirror gazetesinin ön sayfasına yansır ve Londra’daki ana radyo istasyonlarından biri Peggy Grosse ve olaya şahit olan komşularla birlikte ikibuçuk saat süren bir gece programı yapar. Program boyunca olay konuşulur.Harper ailesi gittikçe ünlenir ve Enfield olayı gün geçtikça daha da ilgi çeker. Yazar Guy Lyon da Grosse’nin sona ermeden evvel iki sene süren garip olayı incelediği araştırmasına katar. Olayların devam ettiği iki sene boyunca duvarlardaki vuruş sesleri neredeyse günlük olan olaylar haline gelmiştir. Mobilyalar kendi kedilerine hareket eder ve merdivenlerden aşağı fırlatılırlar objeler odanın bir ucundan diğer ucuna uçar çarşaflar ve battaniyeler kendiliğinden yataklardan sıyrılır yerlerde nerden geldiği belirsiz su birikintileri oluşur çocuklar yataklarından kaldırılıp odanın diğer köşelerine fırlatılır ve bunun gibi bir çok hadise gerçekleşir. Çocukların uğradığı saldırılara Peggy çoğu kez şahit olur. Aktivitelerin çoğu görünüşe göre 11 yaşındaki Janet’te odaklanmıştır. Janet odanın içinde oradan oraya fırlatılır perdeler boğazına dolanarak boğmaya çalışırlar. Bir süre sonra Janet garip kalın bir erkek sesiyle konuşmaya başlar söylediği adının Bill olduğu ve o evde öldüğüdür. Doktorlar ve psikiyatristler aileyi muayene ederler. Gerçekten de kalın erkek sesi Janet’in boğazından gelmektedir. Kalın erkek sesiyle saatlerce konuştuğu halde normal sesine dönebilmesi ve boğazında zorlanmaya dair herhangi bir zarar görülmemesinin sebebi açıklanamaz. Janet akıl sağlığı ve psikolojik durumunda anormallikler olup olmadığı incelenmek üzere 6 hafta güney Londra’daki Maudsley Hastanesine testlere tabi tutulur. Hiçbir anormallik bulunamaz. Ancak Janet’in yokluğunda evdeki hadiseler durmuştur. Bunun üzerine bütün şüpherel Janet üzerine yoğunlaşır. Çocukların odasına gizli kamera yerleştirilir ve bunlardan biri Janet’i elleriyle kaşığı eğip sonra da demir bir çubuğu eğemeye çalışırken görüntüler. Psişik Araştırma Derneğinden gelen diğer araştırmacılar Jane’in odasını araştırmak istediklerinde yüzelini çocuklardan öteye çevirmeye zorlanırlar. Çocukların gülüşleriyle birlikte objeler havada uçarak araştırmacılara çarpar. Araştırmacılar çocukların yüzlerini çarçaflara gizlemelerinin sebebini yaptıklarının görülmesini istememelerin olduğunu düşünürler. Araştırmacılardan biri olan Anita Gregory çocukların amcalarının olaylara Janet’in sebebiyet verdiğine inandığını idda eder. Amcaya göre Janet küçüklüğünden beri ilgi çekmeyi ve insanları korkutmayı sevmektedir. Ona göre fenomenin sebebi Janet’tir. Her şekilde olayalar iki uzun senenin ardından aniden kesilir. Sorular ise cevapsız kalır. Belki gerçek bir fenomen yada çocuklar tarafından yaratılmış bir yalan veya her ikisinin karışımı da olabilir. Çoğu kişinin kanısına göre belirsiz nedenlerele fenomen başlar ve bir süre sonra biter ilgi çekmek isteyen çocuklar fenomeni kendilerince devam ettirir. Yine de fenomenin iki sene sonra aniden sona erip ailenin normal yaşama dönmelerine izin vermesi akıl karıştırıcıdır. Sahte veya değil Enfield hala ilgi çeken ve araştırmacıların kafasını meşgul eden en ünlü paranormal olaylardan biridir.
Hayat PoqėR Bense JoqęR....

Kullanıcı avatarı
JoqeRPoqeR
Mesajlar: 15
Yaş: 20
Kayıt: 30 Eyl, 11:40
Yaşadığınız İl: 10 Balıkesir
Burcunuz: Balık Burcu: 20 Şubat-20 Mart
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: Gizli
Teşekkür etti: 7 kez
Teşekkür edildi: 0

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen JoqeRPoqeR » 07 Şub, 09:53

En Kötü Fenomen...!

Tennessee Adams’ta geçen olay Amerika tarihinin en ünlü Poltergeist aktivitesi barındıran hadiselerinden biridir. Olayda tayf halinde varlıkların görünmesinden tutun kaynağı belirsiz sesler poltergeist aktiviteleri ve en nihayetinde John Bell’in ölümü vuku bulmuştur. Hem de efsanevi Bell Witch ( Bell Cadısı )’nın elinden. Doğaüstü olayların tarih kayıtlarına göre Bell Witch hikayesi 1817 tarihinde Tennessee’ de çiftçilik yapan Bell ailesinin evlerinde garip fenomenlerin olmasıyla başlamıştır. İlk önceleri evde vuruş patırtı ve tırmalama sesleri başladı. Örtüler yatakların üzerinden çekiliyor aile fertleri görünmez varlıklar tarafından tekmeleniyor tırmalanıyor ve saçları çekiliyordu. Özellikle 12 yaşındaki Betsy Bell işkencenin odak noktasıydı. Küçük kız tokatlanıyor çimdikleniyor derisi morartılıyor ve iğneler batırılıyordu. İlk önceleri John Bell bu garip olayları saklamak konusunda kararlıydı. Ancak olayların gelişimiyle bir arkadaşına açıldı. Bell’in arkadaşı bir komite toplayarak evi araştırmaya başladı ve nihayetinde Bell2in arkadaşları evde ürkütücü derecede zeki garip bir gücün bulunduğunu öğrendiler. Bu süre sonra bu varlığın bir de ses kazanmasıyla beraber huzurun sessizliği sonsuza dek kaybolacaktı. Sesin sahibi olan varlık kendini Cadı Kate Batts olarak tanıtacaktı. Yerel halkın “Kate” diye adlandırdığı varlık Bell evindeki görünmelerini günlük hale getirmişti artık. Her seferinde hasar ve kargaşa yaratıyor ailenin her bir ferdine çeşitli eziyetler yapıyordu. Bir süre sonra cadının Robertson ilçesinde hemen her yerde görülmesi ve garip seslerini duyulmasıyla birlikte bölgedeki insanların tamamı cadıyı öğrenmişlerdi Varlık o kadar ünlü olduki zamanın generallerinden Andrew Jackson bile ziyaret edip görmek istedi. Ziyareti sırasında o da cadının oyunlarından nasibini aldı ve atlı arabasının tekerlekleri cadı bırakana kadar yerlerinden kımıldamadı. John Bell “Kate” in sebep olduğu düşünülen garip bir hastalığa yakalandı. Bell hasta yatağında yatarken varlık küfürler edip dürtükleyerek ona rahat vermedi. Bir gün yatağa yattı ve bir daha iyileşemedi. Bir sabah John yatağında tamamen hissiz bir şekilde uzanırken bulundu ve yanında garip bir şişe bulundu. Adamın ağzında şişede bulunan siyah sıvıdan vardı. Sıvı bir kedinin diline damlatıldı bir süre sonra kedi ölmüştü. Ardından John da kediyi izledi ve öldü. Geride “Kate” zafer çığlıkları atıyordu. Hatta zavallı adamın cenazesinde de görünerek güldü küfürler etti ve şarkılar söyledi. Düşman ilan ettiği kişinin ölümünden sonra da kaybolmadı “kate”. Betsy Bell’e musallat olarak kızın gerçek sevgiyle bağlandığı adam Joshua Gardner la evlenmemesi için tehdit etti. Nedenini söylememesine rağmen daha sonra kızın yerel bir öğretmen olan Richard Powell ile evlenmesine izin verdi. Hemen ardından varlık 7 sene sonra döneceğine söz vererek ortadan kayboldu. 7 sene sonra geri döndü ve iki hafta boyunca tekrar aileye musallat oldu. Tekrar kaybolmadan evvel John Bell Jr.’nin evinde görünerek uyarılarda bulundu. Uyarılar gerçekleşti İç savaş ve dünya savaşı çıktı. “Kate” 107 yıl sonra geri döneceğini söylemişti ancak 1935 olaysız geldi ve geçti. Bell Cadısının kim veya ne olduğu hiçbir zaman çözülemedi. Gerçekten yaşamış birinin hayaletimiydi? Yoksa sadece nefret dolu bir varlığın yarattığı bir kimlik miydi? Yada Betsy Bell’i odak alan bir poltergeist olayı mıydı? Kimse gerçeği bilemeyecek. Ancak birçoklarının inancına göre Bell Cadısı hiçbir zaman Tenessee Adams’ı terketmedi.
Hayat PoqėR Bense JoqęR....

Kullanıcı avatarı
Shrbz
Mesajlar: 252
Yaş: 19
Kayıt: 13 Oca, 16:24
Yaşadığınız İl: 23 Elazığ
Burcunuz: Aslan Burcu: 23 Temmuz-22 Ağustos
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 108 kez
Teşekkür edildi: 34 kez

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen Shrbz » 07 Şub, 11:40

Amacın ne böyle şeylerle insanları Ürkütüyosun
[size=200][color=red][b]Oyun bitince şahda piyonda aynı kutuya koyulur[/b][/color][/size]


Kullanıcı avatarı
kimsetutamaz
Mesajlar: 473
Yaş: 17
Kayıt: 03 Ara, 19:29
Yaşadığınız İl: 35 İzmir
Burcunuz: Yay Burcu: 22 Kasım-21 Aralık
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: İzmir Çeşme
Teşekkür etti: 146 kez
Teşekkür edildi: 57 kez

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen kimsetutamaz » 07 Şub, 15:01

Çok ilginç.
Telekineziyle ilgilenmemin nedeni:Yüce Rabb'imizin bizlere vermiş olduğu yetenekleri keşfedebilmek.Ve onun yüceliğini her telekinetik çalışmamda bir kez daha hatırlamak. :)

Kullanıcı avatarı
onlymerthy
Mesajlar: 415
Yaş: 24
Kayıt: 09 Nis, 19:37
Yaşadığınız İl: 7 Antalya
Burcunuz: Koç Burcu: 21 Mart-20 Nisan
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 67 kez
Teşekkür edildi: 323 kez

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen onlymerthy » 07 Şub, 16:07

Shrbz yazdı:Amacın ne böyle şeylerle insanları Ürkütüyosun
Senin beni azarlamaya hakkın olmadığını biliyorsun.. Çünkü;

1-) Ben Konuyu "Sizden Gelenler" Kısmına açtıgım için telekinezi ile ilgisi olması gerekmez.. İster okursun ister okumazsın.
2-) Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.) yazısının neresini anlamadın ki ?
3-) Burada Seveceğini düsündüğüm arkadaşlarım var.. Yani Çocuklar korkuyorsa okumazlar. Buna sende hak veriyorsundur..
4-) Ben Sana Neden okudun diye kızmıyorum.. Sakın yanlıs anlama ama verdıgın tepkı afedersin ama çok çok saçma yani..

Umarım benim yazdıklarımı anlar ve üstelemezsin...

____ Herkese Hayırlı Forumlar.. ____

Kullanıcı avatarı
Shrbz
Mesajlar: 252
Yaş: 19
Kayıt: 13 Oca, 16:24
Yaşadığınız İl: 23 Elazığ
Burcunuz: Aslan Burcu: 23 Temmuz-22 Ağustos
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 108 kez
Teşekkür edildi: 34 kez

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen Shrbz » 07 Şub, 17:55

onlymerthy yazdı:
Shrbz yazdı:Amacın ne böyle şeylerle insanları Ürkütüyosun
Senin beni azarlamaya hakkın olmadığını biliyorsun.. Çünkü;

1-) Ben Konuyu "Sizden Gelenler" Kısmına açtıgım için telekinezi ile ilgisi olması gerekmez.. İster okursun ister okumazsın.
2-) Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.) yazısının neresini anlamadın ki ?
3-) Burada Seveceğini düsündüğüm arkadaşlarım var.. Yani Çocuklar korkuyorsa okumazlar. Buna sende hak veriyorsundur..
4-) Ben Sana Neden okudun diye kızmıyorum.. Sakın yanlıs anlama ama verdıgın tepkı afedersin ama çok çok saçma yani..

Umarım benim yazdıklarımı anlar ve üstelemezsin...

____ Herkese Hayırlı Forumlar.. ____
Kızmıyorum yazarken biraz kızıyomuş gibi yazmışımda yanlışlıkla ama insanlar korkar
[size=200][color=red][b]Oyun bitince şahda piyonda aynı kutuya koyulur[/b][/color][/size]

Kullanıcı avatarı
Msa
Mesajlar: 1245
Yaş: 20
Kayıt: 05 Mar, 13:19
Yaşadığınız İl: 34 İstanbul
Burcunuz: İkizler Burcu: 22 Mayıs-22 Haziran
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: Konum
Teşekkür etti: 125 kez
Teşekkür edildi: 105 kez
İletişim:

Re: Paranormal olaylar.. (Tüğler Ürpertici.)

Okunmamış mesaj gönderen Msa » 10 Şub, 12:25

Güzel paylaşım :D Teşekkürler :D
Bu kullanıcılar mesajınıza teşekkür etti Msa mesajı için:
JoqeRPoqeR (10 Şub, 15:35)
Değerlendirme: 1.85%
İMZA


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Sizden Gelenler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir