ER SULTAN MAHMUD HAZRETLERİ (K.S)

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Uchiha Sasuke
Mesajlar: 2434
Yaş: 20
Kayıt: 30 Ara, 13:18
Yaşadığınız İl: 69 Bayburt
Burcunuz: Terazi Burcu: 23 Eylül-22 Ekim
Cinsiyetiniz: Erkek
Yaptı Beğeniler: 1380 time
Aldığı Beğeniler: 524 time

ER SULTAN MAHMUD HAZRETLERİ (K.S)

Okunmamış mesaj gönderen Uchiha Sasuke » 06 Ağu, 20:48

EŞ-ŞEYH HAZRETİ ER ASLAN
KADR-İ ŞEYHİ ER SULTAN
HALLAC-I MAHMUD HAZRETLERİ

Sahib-i da’vet-i müstecabe.
Matla-ı envaril keramet.
Mazhar-ı hafaya-yı tarikat.
Kaşif-i serairil hakikat.
Muvahhid, sahib-iykan.

Ankaranın manevi komutanlarından biri olan bu mübarek Allah dostunu duyduk ve kabrini ziyaret için yola çıktık. Ancak Hacı Bayramı Veli hazretlerinin hocası olduğunu duyduğumuz için edeben önce onu ziyaret edelim sonrada Hacı Bayram Veli hazretlerinide ziyaret ederiz diye düşünerek ulus civarında sorduk. İilginçtir! kimse bilemedi taksiciler dahil. Bize ne kabrinin bulunduğu camiyi ( hallaç mahmud camii ) tarif edebildiler nede türbeyi…… Arka caddedeki insanlar dahi tanımıyordu.

Allahın hikmeti halbuki Hacı Bayramı Veli hazretlerine çok yakın ve Ulus Hal’inin başında şirin ruhaniyetli küçük ama maneviyatı büyük bir cami var mübarek ER SULTAN HALLAC-I MAHMUD HAZRETLERİ orda medfun.

Hakkında en geniş bilgiyi Evliya çelebinin seyahatnamesinden alabiliyoruz.
Naklen.

"Duası kabul olunan, tarikatın nuruna mazhar, hakikat sırlarını keşfeden, bilgi yolunun talipleri, irfan kervanbaşı. Mübarek isimleri Mahmud’dur. Yine Ankara içinde dünyaya gelmiştir. Kadiri tarikatından Şeyh Hamid hazretlerinin şeyhlerindendir. Nice bin keşif ve kerametleri görülmüştür. Allaha hamd olsun bu hakire de ziyareti nasip olup rüyamızda görüp ahiret yurdunda iken irşadlarıyla hissedar olduk. Allah rahmet eylesin. Ankara içinde Ağaç pazarı’nda küçük bir türbede yatmaktadırlar. Herkesin ziyaret ettiği bir yerdir. Allah sırrını aziz etsin.

Bayramiyye tarikatı, Hamidiye tarikatının başka bir koludur. Zira Hacı Bayram-ı Veli, Şeyh Hamid hazretlerinin öğrecilerinden olup fakirlik icazını onlardan kabul ettiği için Hamidiye tarikatından ayrılarak Bayramiye tarikatını kurmuşlardır.

Allahü Teala dünyanın sonuna kadar Ankarayı Osmanlılar elinde ebedi ede.

Ben riyasız Evliya, Engürü (Ankara)’ye girdiğimiz gün doğruca Hacı Bayram-ı Veli’nin nurlu türbesine varıp ziyareti ile şereflendikten sonra bir hatm-i şerife başladım. Konağımıza gelip akşamdan sonra ibadetimizi yaparak dua ve istihare ile uykuya daldım. Rüyamda gördüm ki, orta boylu, sarı sakallı, bal rengi sof hırka giymiş, başındaki külah üzerine on iki dolama Muhammedi sarık sarmış bir zat gelip, bana şöyle hitap etti:

- “Bak oğlum! Layık mıdır ki, benim talebem olan Bayram-ı Veli’ye giderken beni basıp geçesin? Onu ziyaret edip bir hatm-işerife başlıyorsun da bana bir Fatiha niçin okumuyorsun?” Ben hayret içinde:

- “Sultanım! Cenab-ı şerifiniz kimdir? Ben sizi bilmem, nerde oturuyorsunuz?” Dedim. Cevabında:

- “Sen uyanık iken Güreşçiler Tekkesi’nde ve Sultan Dördüncü Murat huzurunda pehlivanlara duacılık ederken, “Engürü(Ankara)’de Er Sultan yatar, Rum’da Sarı Saltık” demez mi idin? İşte,Engürü’deki Er Sultan benim. Kale altı yakınında, Odun pazarı’nda bir kalın kubbe içinde kaldım. Gelip ziyaret edip, bir Fatiha ile memnun edesin. Dünyada ve ahirette istediğini elde edesin. Sabah namazından sonra sana bir adam göndereyim. Hemen bana benzer. Onunla elele verip bu şehir içinde yürüyerek bana gelip, ziyaret eyle.”

“Esselamü aleyküm” deyip kayboldu.”

Hemen uykudan uyandım. Temiz abdest alıp sabah namazı vaktini bekledim. Namazdan sonra Paşa’dan Enderun mehteri gelip, “Buyurun kahvaltıya” dedi. “Hayır oğlum, bugün oruçluyum” diyerek mehteri savdım.

Sonra baktım, akşam rüyamda gördüğüm kimse çıka geldi:
- “Evliya Çelebi siz misiniz. Buyurun, Er Dede Sultan rüyamda beni size gönderdi. Ziyaretine gidelim.” Dedi. Amma sözü sanki yeraltından geliyordu. Yüzü nurlu, sözü tesirli bir zat idi. Hemen feracemi giyip, Bismillah ile kapıdan dışarı çıktım. Yaya giderken ileride şehir içinde on bir yerde, evliyanın büyüklerini isim ve künyeleri ile tanıtıp ziyaret ettirdi. Bazısına, “Bizim çırağımızdır” der idi. Bazısına, “Azizim, Hamid Efendi’nin halifesidir” derdi. Böylece, türbe türbe gezdik.
Hemen elime yapıştı. Yokladım, elinde hiç kemik yoktu. Ne tarafa eğsem, hamur gibi eğiliyordu. Hemen elini elimden çekip sağ eliyle bir türbe gösterdi ve yine elimden tuttu. Sonra ahirete ait şeyler konuşarak, Odun pazarı denilen yere vardık.
Meydanın batı tarafında küçük bir kubbe göründü. “İşte Er Sultan kubbesi şudur” diye sağ eliyle gösterdi. Ben o tarafa bakıp, sonra tekrar yanıma baktım. O kimse kaybolmuştu.

“Bre meded! O’nun elini elimden bırakmasam gerekti. Bre meded! Halim neye varır?” diye, dört tarafa, seher vaktinde sersem sersem gezerdim.

“Belki şu keçe kaplı küçük kapıdan girmiş ola” diye hemen kapıdan içeri girdim. Meğer bozahane imiş. Bir çok paşalı eşekçinin kimi çöğür (İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı), kimi tanbur çalıyorlar. Bir hay huyki, tarif olunamaz. Hemen biri:
- “Evliya Çelebi, gel bir bozacığımızı iç” dedi.
“Hay bozahaneye girdiğimi gördüler!” diye utancımdan yerlere geçtim. Hemen dışarı çıkıp doğru Er Sultan kubbesine vardım. Kapısını açıp içeriye girerek:
- “Esselamü aleyküm aziz pir!” diye ağlayarak eşiğine bu asi yüzümü sürdüm. Sonra:
- ”Ey Sultanım! Rüyama girip: “Sana bir olgun yol gösterici gönderdim” dedin. Sözünde durup gönderdin. Henüz irşad olmadan aldın. Kapına yüz sürmeye gelip, ziyaret ettim. Habib-i Hüda aşkına, beni dünya ve ahirette boş koma. Allah ile ahdım olsun, mübarek ruhun için bir hatm-i şerif okuyacağım” diyerek, hatm-i şerife başladım. Mübarek kabrinin sandukası olan yeşil sof ile örtülü örtüsünün altına girip, “Himaye ya Er Sultan, himaye!” dedim. O saat uyuya kaldım. Öyle terlemişim ki, ter elbiselerimden çıkıp sırılsıklam olmuşum.
Önceden rüyamda gördüğüm gibi, Er Sultan şekliyle gelip selam verdi. Ben de “Aleyk” alıp:
- “Sultanım bana gönderdiğin adamı kaybedip, kapına geldim. Beni eli boş çevirme!” dedim. Hemen söze başlayarak:

- “Hafız olduğundan ve velileri sevip onların mezarlarına yüz sürdüğün için mahrum kalmazsın. Biz sana olan sevgimizden rüyana girip sana adam göndeririz. Onun eline yapışıp bize gel dediğim sabahı, yine biz varıp eline yapıştık. Seni hak yoluna getiren yol göstericinim, üzülme. Akibet, yolun Sırat-ı müstakim’dir. Amma sen de bu adamlarla gezerken doğru hareket et, fukara ve zayıflara merhamet üzere ol. Onları bunlardan kurtarmaya çalış. Paşana da söyle, benim himayemde Engürücükte kapanıp celali olmasın. Allah’ın kullarına zulmetmesin.
Sana Cenab-ı Hak dünya da tam seyahat, son nefesinde iman-ı kamil verip, Hazreti Peygamberin şefaatini nasip ede... Vücut sağlığı ile dünyayı gezip dolaştıkça, az yemek ye, az konuş, az uyu, ilim ile çok amel eyle.
Doğru yolu bulmak için lazım olan ameldir ki, Cenab-ı Hakk Kur’an-ıKerim’inde “Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak ona yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.” (Fatır Sûresi/10) buyurmuştur. Bu nasihatlerimi tut. Ana baba hakkını ve bizi hayır duadan unutma. Pirlere riayet eyle. Allah işini rast getirip, sonun hayır ola... Bu niyete Fatiha!” Buyurdular.

Ben Fatiha-i şerifeyi okuyup mübarek elini öperken, türbe kapısından bir gürültü koptu, “Ya bu türbenin türbedarı yok mudur?” denilirken, ben Er Sultan’ın sanduka örtüsü altından çıktım. Kan ter içinde kalmışım.
Türbeye gelen ziyaretçiler:
-”Siz türbedarmısınız?” dediler.
-”Evet türbedarız” Diye onlarla dahi ziyaret edip veda Fatiha’sını okuduk. Yine kapısını kapayıp, ağlayarak konağıma geldim.
Rüyamı doğru paşaya söyledim. Paşa “Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin...” (Tahrim Suresi/8) deyip bölük başılara, sekban ve sarıca askerlerine cephane ve tüfenkleri ve silahlarını getirmelerini emretti. İstedikleri gelince de:
- “Engürü kalesine kapanıp, celali olmak bundan sonra haramdır.” deyip, askerler silah ve takımları alıp rahata erdi. Meğer Paşa da benim gördüğüm Er Sultan rüyasını görmüş! O da bana anlattı. Rüyalarımız birbirini tuttu. Meğer Paşa’nın zihninde Engürü’ye kapanıp celali olmak korkusu da varmış! Sonra her gün Er Sultan ve Hacı Bayram-ı Veli’yi ziyaret etmeyi üzerime borç bilip, başladığım hatm-i şerifleri de tamamladım.”

ER SULTAN DEDE MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNE NİYET ÜZERE EL FATİHA…




Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Tasavvufi-Dini Yol ve Yöntemler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir