Ki enerjisi - evrensel enerji

Cevapla
Kullanıcı avatarı
caryes
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1005
Yaş: 23
Kayıt: 25 Ağu, 14:16
Yaşadığınız İl: 34 İstanbul
Burcunuz: Kova Burcu: 22 Ocak-19 Şubat
Cinsiyetiniz: Kadın
Konum: yönetici
Yaş: 23
Teşekkür etti: 56 kez
Teşekkür edildi: 33 kez

Ki enerjisi - evrensel enerji

Okunmamış mesaj gönderen caryes » 15 Eyl, 19:13

Yaşamın gereklerini sayalım:

Beslenme, barınma, giyinme, su ve hava.

Başka birey kaldımı?

Evet, Yaşamın genellikle unuttuğumuz en basit temeli: Kİ!

Bir adam denize doğru yürür, eğilir ve eline bir avuç su alır. "Bu benim suyum," der. Bir açıdan elbette haklıdır. Geçici olarak su onundur. Ama sonuçta su okyanusa aittir.

Ellerini açıp suyu kuma dökse, kumda emilmesine izin verse veya su buharlaşsa da, bulutlara karışacak ve sonra "onun"olan su sonuçta yine okyanusdaki yerine tekrar dönecektir. Ancak deniz suyunu avucuna alan adamın hikayesinin tersine, yaşam gücünün alınışı kendiliğinden ve süreklidir. Kişisel Ki'miz, evrensel Ki'den ayrılmaz bir parçadır ve aralarında sürekli bir alışveriş vardır. Bu yaşamın temelidir:kişisel Kİ'miz ve evrensel Ki arasında ileri geri sürekli bir akış. Bu akış güçlü ise ve engellenemezse, sağlıklı oluruz. Akış geçici olarak durduğunda bilinçsiz hale geliriz. Akış tamamen durduğunda ise, ölürüz.

Benzer bir örnek olarak bir arabanın aküsü veribilir. Araba sık çalıştığında, akü dolu kalır, yani gün içinde tükettiğimiz Ki temelde evrensel Ki'yle tazelenir. Ama arabayı uzun süre çalıştırmadan bir köşede bırakmak;Ki'yi güçlendirmememizle aynı sonucu doğurur, ölü bir akü.Elbette, akü dönem dönem doldurulmalıdır. Bu bizim kişisel ki miz içinde geçerlidir. Ki'nin bu tam yenilenmesi, derin bir uyku sırasında olur. Çoğu insanın gerçekten rahatlayıp gevşeye bildiği tek zamandır bu. Bu tür rahatlama anlarında, evrensel Ki beyin tarafından alınır ve beynin bu elektirik dalgalarını sürekli olarak yayması haline gelir. Huzurlu ve bölünmemiş beş - altı saatlik bir uyku Yeterli olurken, huzursuz dokuz - on saatlik uykunun bize yeterli gelmemesinin nedeni budur.

Uyku, hayatın temel bir gereğidir. Güçlü bir ki'si olan bir kişi on ile yirmi gün yiyeceksiz yaşayabilir ama uykusuz geçen beş gün onu öldürmeye yeter. Bunun japonca'daki karşılığı ,"Kishi" kelimesidir. Ki yetersizliğinden gerçekleşen ölüm. Tarih boyunca bir mahkumu dize getirmek için uzun süre uyanık durmaya zorlandığını gördüğümüz bir çok örnek vardır. Uykusuz geçen üç gün, en büyük suçların dahi itiraf edilmesine yeterli olabilir.

20.Yüzyılın ikinci yarısında, Uyku hapları çok rabet görmeye başlamıştır. Bu haplar, beyni uyuşturma özelliği taşımaktadır. Bu ölüm benzeri uykuda evrensel Ki, kişisel Ki'mizi tazeleyemez ve uyku hapı alışkanlığı olumsuz sonuçlara yol açar:enerji yetersizliği, deprasyon ve sonunda sağlığın bozulması. Bu sorunlar bedenin yorgunluğundan dolayı değildir. Hap almış bir beden, paçavra gibidir zaten. Hayır bunlar taze Ki eksikliğinin işaretleridir.Akü örneğimize geri dönersek, siz ki'nizi genişletirken bedeninize yeni Ki akar. Ki'nizi nekadar genişletirseniz."hızlı dolum" etkisi ortaya çıkar ve geceleri çok az uykuyla, fiziksel ve zihinsel gücünüzü kolayca tazeleyebilirsiniz .Mutlu ve sağlıklı yaşamak istiyorsanız, önce Ki'nizi nasıl genişleteceğinizi öğrenmelisiniz, yani zihin ve bedeni bütünleştirmek için dört temel prensip'in dördüncüsünü.



Her birimiz kendi gücümüzü ve doğamızı anlama sorumluluğunu almak zorundayız. Çin klasiği Saikontan, insanları evrenin kendilerine verdiği sonsuz gücü unutarak kapılarda dilencilik yapan zavallılara benzetir. İnsan kendi içinde zaten mevcut olan gücünü unutmuş ve başkalarından yardım dilenmektedir.

Elbette çağlar boyunca bazı büyük inisiyeler, kendilerine sunulan bu sonsuz gücü görmezden gelmemişlerdir. Buda, Krişna, Yunus, Mevlana ve adını bildiğimiz bilmediğimiz niceleri, kendi gerçek doğalarını ve güçlerini tanımak için zihin ve bedenlerini bütünleştirmeyi başarmışlardır. Bunun yanısıra kendini ve içindeki gücü unutan, egosuna yenik düşen ortalama insanlar, bu tür kişilerin kendilerininkinden farklı bir dünyada yaşadıklarını düşünürler. Bu tür kişilere büyülü bir değneğin dokunduğunu düşünür ve bir ermişin, yüksek bir varlığın gücünün kendileri için ulaşılmaz olduğu yanılgısına düşerler. Bunları mucize olarak nitelendirirler oysa mucize bizdedir, içimizdedir ama bunu hep unuturuz...

Zihin ve bedeni bütünleştirmek zor bir yol gibi görünse de aslında bir o kadar kolaydır. Çünkü anahtarlar aslında yanıbaşımızda yani içimizde...

Yaşam içinde yemek, içmek, barınmak, giyinmek, hava almak gibi ihtiyaçlarımızın yanısıra bir de evrensel yaşam enerjisine ihtiyacımız vardır yani Kİ enerjisine.


EVRENİN Kİ’Sİ NEDİR?

Gökyüzüne bakın, güneş parlıyor. Böyle parlamaya, yanmaya başlamadan önce ne durumdaydı? Doğmadan önce neredeydiniz? Annenizin karnında bir cenin. Ondan önce elbette annenizin yumurtasıyla babanızın sperminin bir birleşimi. Ama ya ondan da önce?

Eğer evrendeki her şeyi böyle sorgularsak, asla bitmeyen bir sorgulama döngüsüne girersek, nerdeyse hiç olduğu halde varolmaya devam eden bir şeyle karşılaşırız. Diğer bütün canlılar ya da nesneler gibi insan da, nerdeyse hiçlikten ve evreni oluşturan bölünmez özden ortaya çıkmıştır. Bu Ki’dir.

Mutlak evren özünde tektir. İki zıt gücün ortaya çıkışıyla, göreceli dünya doğmuştur. Bizler, onun ardında yatan mutlak dünyayı unutarak, çevremizde görüp duyduğumuz göreceli dünyayı gerçek zannederiz. Ki’nin mutlak evrendeki miktarı sınırsızdır ve hiç durmadan akar. Budacılıkta şöyle denir: “O hiç doğmamıştır ve yok edilemez. O bozulmamış değildir, kusursuz da değildir. O hiç artmaz ve hiç eksilmez.”

Temelde zihin ve beden bir bütündür. Aralarında herhangi bir sınır yoktur. Zihin arıtılmış beden, beden ise arıtılmamış zihindir. Ki, evrenin temel birimidir. Sonsuz sayıdaki ufak parçanın, sonsuz bir birleşimidir. Her şey sonuçta Ki’den üretilir. Göreceli dünyanın kavram ve prensiplerine bağımlı olan bugünün insanı tökezlemektedir. Tek umudu, bu göreceli dünyanın ardındaki mutlak dünya kavramını, Ki prensibini anlamasıdır.

İki zıt gücün etkileşimi, içinde yaşadığımız göreceli dünyayı yaratmıştır. Bu iki güç doğuda yin ve yang, batıda ise pozitif ve negatif olarak adlandırılır. Hiçbir şey yoktan varolamayacağına göre, elektriğin de jeneratörler tarafından üretildiğini söylemek yanlış olur. Bu güç, daima evreni sarar durumdadır. Bir güç kaynağıyla beş duyumuzla algılayabileceğimiz bir biçime girdiğinde biz ona elektrik deriz. Aslında elektrik hep vardı ama biz beş duyumuzla algılayamıyorduk. İşte bu yüzden beş duyumuzla algılayamadıklarımız reddetmek, yok saymak büyük bir yanılgıdır.

Elektrik, eksi ve artı kutuplarla ifade edilir. Kişisel Ki’de böyledir. Evrensel Ki ise bir bütündür, karşıtlık yoktur. Ancak insan beyni tarafından üretilen Ki, eksi ya da artı özellik taşımaktadır. Duvarın ışık yansıyan tarafı aydınlıktır ve görünür haldedir, diğer tarafı ise karanlıktır ve görünmez haldedir. Görünmez halde diye duvarın yarısını, geri kalan kısmını gözardı edemeyiz. İki taraf birleştiğinde gerçek duvar oluşmaktadır. Hangi tarafın gerçek olduğunu tartışmanın bir anlamı yoktur. Önemli olan iki tarafın birleştiğinde tek bir duvar oluşturmasıdır.

Tanrı’nın sevgi ile eşanlamlı olduğunu söylemek doğrudur. Aynı zamanda evrenin acımasız olduğunu söylemek de doğrudur. Her şey sizin görüşünüze bağlıdır. Eğer mutlu, güçlü ve sağlıklı bir yaşam yaşamak istiyorsanız, aydınlık tarafa bakmalısınız. Eğer kasvet ve ızdırap sizi çekiyorsa karanlık tarafa bakın. Güneye gitmek istiyorsak güneye doğru yürümeliyiz. Kuzeye yürürsek, oraya asla varamayız. Yaşamımızı ağlayarak ya da gülerek geçirebiliriz bu bize bağlıdır. Eğer olayların olumlu tarafına bakmak istersek, evrenin yolunun sevginin yolu olduğuna inanmamız gerekir. Olumlu düşünce Ki’mizi güçlendirir. Güçlü bir yaşam istiyorsak, önce zihnimizle bedenimizi bütünleştirmeyi öğrenmek zorundayız.

Bir çoğumuz, herhangi bir konuyu fazla irdelemeden buzdağının sadece okyanus üzerinde yüzen bir buz kütlesi olduğunu zannederler. Göremedikleri için, yüzeyin altında yatan %85’lik kısmı unuturlar. Aynı şekilde bir çoğumuz, bir insanın gücünü sadece fiziksel gücüyle ölçerler. Göremedikleri için, zihnin muhteşem gücünü unuturlar. Ama aynı buzdağının görünen ve görünmeyen kısımlardan oluşması gibi, insanın gerçek gücü de hem zihninden hem de bedeninden gelir. Ancak zihin ve bedenimizi bütünleştirdiğimizde gerçek gücümüzü, Ki gücünü kullanabiliriz.

Örneğin, evi yanan ihtiyar ve çelimsiz bir kadın ev yanarken ailenin tüm servetinin saklı olduğu ağır sandığı alır ve dışarı çıkarır. Yangın söndükten sonra, sandığı tekrar yerine götürmeye çalışır ama yerinden kımıldatamaz bile. Çünkü yangın sırasında kadın zihin ve bedenin gerçek gücünü kullanabileceği şekilde bütünleştirmeyi becermiştir. Ancak acil durum geçtikten sonra, zihin ve beden arasındaki bütünlük bozulmuş, yaşlılığın güçsüzlüğü geri gelmiştir.

Bu duruma, cephede en kirli suları içmesine rağmen şiddetli hastalıklara bağışıklı gösteren askerleri de örnek verebiliriz. Bitiş çizgisine yaklaşan maraton koşucuları, zihin ve bedenin bütünleşmesini deneyimlerler çünkü Ki’lerini genişletmektedirler. Ancak yarış bittikten sonra zihin ve beden öylesine ayrılır ki, çoğunlukla ayakta bile duramazlar.

Zihnin şekli ya da sınırı yoktur. Beden ise somut ve sınırlıdır. Bu kadar farklı görünen şeyleri günlük yaşam içinde bütünleştirmek imkansız gibi görülebilir. Her alanda bizi bu hedeften uzaklaştıracak korku ve sorunlar ortaya çıkar. Hatta insan, “Buda ya da İsa bunu yapmış olabilirler ama ben yapamam” der. İmkansız görünmesinin nedeni, insanların zihin ve bedeni birbirinden tamamen farklı şeyler olarak düşünmesinden kaynaklanır. Oysa, ikisi de evrensel Ki’den ortaya çıkmaktadırlar ve sonuçta birdirler.



ZİHNİ SAKİNLEŞTİRMEK

Beyin sürekli olarak elektro-manyetik titreşimler verir bunlara genellikle beyin dalgaları denir. Bu dalgalar beyin canlı olduğu sürece devam eder. Zihnimizin hareketli olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, sakinleştirmek için ne kadar uğraşsak da, beyin dalgalarımız asla düzenli olmaz. Beyne kendini sakinleştirmesi için verilen emir de kendi dalgalarını yaratır. Tamamen sakin ve dingin olduğumuzu düşünürsek, bu düşünceler de dalgalar yaratır. Düşüncelerle beyin dalgalarımızı rahatsız ettiğimiz sürece, ne zihin ve bedenimizi bütünleştirebilir, ne de evrensel Ki’yle bütünleştirebiliriz.

Öncelikle zihnimizin doğal durumunun sükunet ve dinginlik olduğunu anlamalıyız. Bir dalgayı düşünelim. Yarısını dinginleştirip, bunu sürekli yapmaya devam edersek, dalga da bunu yaptığımız sürece dingin olacaktır. Yine de, asla sıfır dinginlik sağlanamayacaktır. Evrensel Ki, sonsuzlukta yatar, sıfıra tamamlanmakta değil. Eğer dalganın yolculuğunu sıfırda noktalarsak, dinamik hareketini kaybeder, sıfır olur. Bu ölüm dinginliğidir. Canlı dinginlik ise, sonsuz devinimdir ve sonsuz güç içerir. Ölüm dinginliği tamamen hareketsizdir ve hiçbir gücü yoktur. Bunlar birbirinden tamamen farklıdır. Zihnimizi sonsuz küçülmeye giden yolda tutmalıyız. Bu dinginliktir, zihin ve beden bütünleşmesidir.

Kaynak: Ki Enerjisi – Koichi Tohei
Bu kullanıcılar mesajınıza teşekkür etti caryes mesajı için:
byfreestylerap (09 Haz, 03:43)
Değerlendirme: 1.85%


*istanbul*


tes1907
Mesajlar: 259
Yaş: 23
Kayıt: 29 Mar, 11:00
Yaşadığınız İl: 32 Isparta
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Re: Ki enerjisi - evrensel enerji

Okunmamış mesaj gönderen tes1907 » 16 Eyl, 10:43

Yaşamıseviyorum :) daha iki gün önce bu ki nedir diyodum :)

ilk makalede son 3 paragrafta bi karışıklık olmuş galiba :) herneyse...

şu ki genişletme olayı yazıyomu yoksa ben mi kaçırdım? çok saol çok işime yarayacak bu bilgiler :)
"Asla vazgeçme ve hayallerini takip et " Bu bir avuç cesareti kalbine yerleştir. unutma yarına onunla varacaksın..!
Ruhmu saran alevle yükselmeliyim ancak. Dik başlı siyah köpek, beni bekliyor olacak..!

By T€$
Timuçin mre $en

criminal_1994
Mesajlar: 1067
Yaş: 24
Kayıt: 22 May, 23:33
Konum: Eskişehir
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 7 kez

Re: Ki enerjisi - evrensel enerji

Okunmamış mesaj gönderen criminal_1994 » 16 Eyl, 13:38

Yazı betimlemelere dayatılmış.Benzetmelerden çok ki enerjisini açıklasa daha iyi olurdu.Bu tür şeyler soyut olduğu için benzetmelere dayandırılıyor.O yüzden varlığıda belli değil yokluğuda...
"Cennette yaşamak üzere yaratılmıştık ve cennet bize hizmet etmek için düzenlenmişti. Sonra bir şeyler oldu ve yazgımız değiştirildi; cennetin yazgısında da bir değişiklik oldu mu, bu hiçbir yerde belirtilmiyor.." Franz Kafka

Electro Matt
Mesajlar: 113
Yaş: 20
Kayıt: 02 Haz, 10:09
Yaşadığınız İl: 14 Bolu
Burcunuz: Kova Burcu: 22 Ocak-19 Şubat
Cinsiyetiniz: Erkek
Konum: Bateriyi coşturuyorum. :D
Teşekkür etti: 6 kez
Teşekkür edildi: 12 kez

Re: Ki enerjisi - evrensel enerji

Okunmamış mesaj gönderen Electro Matt » 08 Haz, 15:50

Bilgiler bana yararlı geldi.Son birkaç senedir Kİ ile uğraşıyorum da...Sağol arkadaşım
BATERİ ÇALARAK DA MEDİTASYON YAPILABİLECEĞİNE İNANIRIM :D

Kullanıcı avatarı
qUrKaN
Mesajlar: 600
Yaş: 21
Kayıt: 07 Mar, 19:32
Yaşadığınız İl: 40 Kırşehir
Konum: Astraldeyim Hacı
Teşekkür etti: 7 kez
Teşekkür edildi: 12 kez

Re: Ki enerjisi - evrensel enerji

Okunmamış mesaj gönderen qUrKaN » 08 Haz, 16:46

bilhiler yarrarlı ve güzel teşekkür ederim caryes
"Herkezin Başarmasının Bir Sebebi Vardır Benim Kisi İNANMAK"
"qUrKaN"


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Madde Kinezi Bağı (Kanunlar)” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir