Evliyaların Makamları

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Uchiha Sasuke
Youtuber
Youtuber
Mesajlar: 2612
Yaş: 20
Kayıt: 30 Ara, 13:18
Yaşadığınız İl: 69 Bayburt
Burcunuz: Terazi Burcu: 23 Eylül-22 Ekim
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 1566 kez
Teşekkür edildi: 631 kez

Evliyaların Makamları

Okunmamış mesaj gönderen Uchiha Sasuke » 07 Kas, 14:53

SAFİYYE MAKAMI

Safiyye makamı Üçler denilen BÜYÜK EVLİYAYA mahsustur : Kutb’ül Aktab, Sırrı Hilafet ve Gavs’ül Azam
Bu safiye sıfatında olan kimseleri; Âdem aleyhisselâm devrinden beri gelen halkın cümlesi anlatıp haklarında kitaplar yazmış olsalar; ummanı denizden bir damla, güneşten bir zerre kadar övmüş olurlardı.

1- KUTB’ÜL AKTAB :

Nefs-i Safiyye makamı Hak vergisidir. Çalışmakla elde edilir şey değildir, yalnız İlahi bir ihsandır. Sırrı kadere mebni bir keyfiyettir. Safiyye sıfatı ile sıfatlananlar her asırda 3-5 zattan ibarettir, fazla olması imkansızdır. Bu sıfat KIDEM-İ MÜRSELİYN ‘dir.Her asırda bir resul gelmiştir. Şimdi Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin hürmetine, her asırda ne kadar resul gelip geçmişse,her birinin varisi olarak bir EVLİYA zuhur eder ve kendisine KUTB’ÜL AKTAB adı verilir.Allahü Teala tarafından ona ruhsat buyurulur. Doğuya batıya hükmeder. Zahirde ne zuhur eder ve icra olunursa onun dilemesi ve münasip görmesiyle zuhur eder ve icra olunur.Yani HALİFETULLAH ( Allahın yeryüzündeki Halifesi) tır.VARİS-İ MÜRSELİN ve VEKİL-İ RESULULLAH ‘tır.(Yani Resulullah sav. Efendimizin baş vekilidir.)

Kutb’ül Aktab :Cami-i Alem, Ferid-üz Zaman ,Sultan’ül Arifin Halifetullah’tır.

Bazen Kutb’ül Aktab, Sırrı Hilafet ve Gavs’ül Azam ‘lık makamları, üç mertebe halinde KUTB’ÜL AKTAB olan zat-ı şerifte olur.

2- GAVS ’ÜL AZAM :

Bu zat-ı şerif’te Ebu Bekir-i Sıddiyk Radiyallahü Anh Hazretlerinin vekilidir. Bu da Cami-i Cihan ve Mutasarrıf-ı Alem ( Aleme mutasarrıf)dir. Gavs’ül Azam tabir olunan zat, Kutb’ül Aktâb a mülazımdır. Onunda tasarrufa kudreti varsada el ve dil uzatmaz ve hiçbir şeye Kutb’ül Aktâb tan izin almadan karışmaz.

3- SIRRI HİLAFET (kutb’u Ula diğer ismi Kutb’ül İrşad) :

Bu zat-ı şerif’te Ali Kerremallahu Vechehu ve Radiyallahü Anh Hazretlerinin vekilidir. Kutb’ül Ula diğer kutubların evveli demektir. İrşada memur ne kadar Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin halifesi varsa,Kutb’u İrşad olan Zat hepsinden üstündür. Kutb’ül İrşad olan zat, kendisi doğuda ve müridi batıda olsa,bulunduğu yerden o müridi terbiye ve irşad ederek VASIL-I İLALLAH kılar (Allah’a c.c. ulaştırır.)Onun için yakın ve uzak fark etmez.

Her asırda Kutb’ül Aktab, Sırrı Hilafet ve Gavs’ül Azam gelmektedir ve kıyamet gününe kadarda gelecektir.

Kutb’ül Aktâb, Gavs’ül Azam, Kutb’ül Ula diye tabir olunan bu üç zat, halk arasında üçler olarak anılan ve tanınan zatlardır.
Bunlardan başka,yediler ve kırklar diye tabir olunan zatlarda, herbiri birer kutub olmakla beraber Allahü Tealanın ihsanıyle Kutb’ül Aktâb ın hizmetindelerdir.Bunların herbirisi hallerine göre birer yere irşad ile memur ve mutasarrufdurlar. Hatta aralarında küffar beldelerine mutasarruf olanlarda vardır. Ancak bunların tasarrufları Kutb’ül Aktâb ın emriyledir.Zira Kutb’ül Aktab’ın iki cihanda tasarruf edemiyeceği hiçbir şey olamaz. Bütün eşyayı ve bütün Ehlullahı nefsinde toplamıştır. İki cihanda iyi veya kötü her ne ki olursa,onun bilmesi ve dilemesi ve kalbinin oynamasıyle ve memuriyyetinin icrasıyla vücut bulur.
Bunlardan başka, yüzler, üçyüzler, yediyüzler ve binler de vardır. Bunlarda Kutb’ül Aktâb ın ve diğer kutupların hizmetlerine memurdurlar.Ayrıca üçbinler, yedibinler ve onbinler de vardır. Bunlarla birlikte rivayete göre her asırda 124.000 Veliyyullah hazır bulunur.Kıyamet gününe kadarda bu mevcut hiç eksilmez . Aslen Veliy kullarının tam sayısını ise Allahü Teala bilir.

Nefs-i Safiyye makamında bulunan değerli zat; sıfatlarla beraber isimleri de özünde toplamış, zat tecellisine zuhur yeri olmuştur. Açıkçası :

Fani olunuz, sonra Fani olunuz, sonra Fani olunuz,
Baki olunuz,sonra Baki olunuz, sonra Baki olunuz.

sırrınca; üçüncü derecede (Fenafillah) Allah'ta yok olmuş ve üçüncü derecede (Bekabillah) Allah'ta var olmuştur. Tecelli-i zatta dahi, Allah'ın zatına dalıp gidenlerden (Müstağrakiyn-i-fi –Zatillah)olmuşlardır.

Sıfat-ı Safiyyede nefsin kendi sıfatları tamamiyle mahv olur ve ruh-u sultanın sıfatları ile sıfatlanır.Yani Sıfat-ı İnsaniyye ile sıfatlanır.İşte bu büyük ihsana malik olan zatlara İNSAN-I KAMİL denilir.Sonra geçim aklı (yani her insanda buluna bildiğimiz akıl) yanar ve mahvolur ve artık onun vücut ülkesinde hiçbir hakimiyyeti kalmaz.Bu keyfiyyete AKL-I KÜL denilir ki vücut ülkesinde bütün hükümler fikirler ve hakimiyet İlham-ı Rabbani (yani bizzat Allah tarafından ) olan bu akıl ile olmaya başlar. Şeytan bile bu halleri görünce ister istemez aciz ve naçar kalır.Kendi boğazına ip takarak,teslim-i külli ile ruh-u sutana teslim olur, her emrini yerine getirir ve bundan sonra karşı koymaya, vesvese ve hile etmeye kadir olamaz. Bazılarının şeytanı, bu makamda islam ile müşerref olmuştur. Lakin terbiye kabul etmediğinden ,o zat vefat ettikten sonra eski haline dönmüştür.

- Velilerim bilgim altındadır. Onları benden gayrı kimse bilmez.

Hadis-i Kudsisinin hükmünce ,onların hallerine insan değil,melekler bile vakıf değillerdir.
Dünya ve ukba lezzetleri onlardan tamamen kalkmıştır.Yiyecek, içecek ve giyecekte kendilerine asla lezzet hasıl olmaz.Onlar için yemeğin lezzetli olanı ile olmıyanını yemek müsavidir (farketmez).Onlar için gezmek veya kapalı bir yerde oturmakta faketmez.Onlar ancak her an ve her nefes Allahü Tealanın rızasını gözetirler. Vücutlarını Cenab-ı hakkın rızasına adamışlardır.Her an emre hazır beklerler ve İlahi emir nasıl zuhur ederse öyle icra ederler.

Onlar Cenab-ı hakkın ihsanı ile ,hakikat, marifet ve ilm-i ledünni ye sahip ve nice nice İlahi sırlara maliktirler.Fakat hiçbir zaman dünya kelamı ile bunlardan söz etmezler.
Huzurlarına gelen kimselerle, her birisinin haline göre sohbet ederler.Her türlü davranışlarında Fahr-i alem sallahü aleyhi vesellem efendimizi taklid ve tatbik ederler ve bütün sünnet-i seniyyelerini icra ederler.Kulluk sıfatını hakikiyle yerine getirenlerde onlardır.

Sıfat-ı safiyyede bulunan zatların Allah korkuları KEMAL KORKUSU dur. Kemal korkusu dünya kelamı ile tarif edilemez.Ancak şöyle tarif olunabilir ki, onlara doğu ile batı arasında bulunan bütün mahlukatın tasarrufu ihsan buyurulsa, Allahü tealanın bütün umuruda ellerine verilse,yinede Cenab-ı Hakka danışmadan bir çöpü bile kımıldatmazlar. Kendilerine :

- Cenab-ı Haktan bu kadar korkarsın, sebebi ve hikmeti nedir? diye sorulsa,zahiren ve batınen o korkunun sebebini düşünse ve arasa,az veya çok bir sebep bularak : (Şu sebepten korkarım ..) diye cevap veremez.

Kemal korkusundan başka ,dört derece korku daha vardır ki, dünya kelamı ile tarife ruhsat yoktur, ehline malumdur. Nitekim Aleyhisselatu vesselam efendimiz :
-Ben en çok korkanınızım. Eğer benim bildiğimi bilmiş olsaydınız, az güler çok ağlardınız.
Hadis-i Şerifinde buna işaret buyurmuşlardır ki, ehline malum olur.

(MİFTAH-ÜL KULÜB ; Kalplerin anahtarı : M. Nuri Şemsüiddin el Nakşibendi K.s Hz)


Eğer birinin acısını paylaşmazsan, onu anlayamazsın. Ama sadece onları anladın diye, onlarla aynı fikirde de olamazsın.

-Pain


Cevapla

“Tasavvufi-Dini Yol ve Yöntemler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir